"Bazı hayatlar sadece rakamlardan ibaret değildir; onlar, milletin destanına kanla yazılmış, zamana meydan okuyan mühürlerdir."
KİMLİĞİ VE İŞÇİ YÜREĞİ
O, milletinin kader çizgisinde duran isimsiz kahramanlardan biriydi. Adı: ADEM TÜRÜDÜ. Kimliği, sıradanlığın ötesinde bir adanmışlığı saklardı. Doğduğu topraklar belki kayıtlarda yitip gitmişti, ancak ruhunun kökleri bu vatanın en derinindeydi. O, bir İŞÇİ'ydi; alın teriyle helal ekmeğini kazanan, davasını yüreğinin emeğiyle savunan bir yiğit. Karanlığın yükseldiği bir çağda, 1980 yılında, temiz bir yüreğin saflığını korumanın ne demek olduğunu hayatıyla kanıtladı.
ADANMIŞLIĞIN COĞRAFYASI
Takvimler 22 TEMMUZ 1980’i gösterdiğinde, Türkiye zorlu bir imtihandan geçiyordu. Resmi kayıtlar ADANA’yı işaret etse de, bu kahramanlık destanının kanla sulandığı coğrafya, Karadeniz’in çetin ruhunu taşıyan ORDU ilinin AYBASTI ilçesiydi. Adem Türüdü, Ordu’nun ESENLİ semtinde, inandığı değerler uğruna son nöbetini tutuyordu. Bilinirdi ki, o dönemde nefer olmak, canını pazara sürmek demekti.
BİLİNMEYEN AN: ATEŞ ÇEMBERİNE YÜRÜYÜŞ
OLAY GÜNÜ’nün kritik detayları kayıtlarda eksik kalsa da, kahramanın duruşu ortadaydı. Onu hedef alanlar, ülkü ve millet sevgisine düşman kesilmiş devrimci solcu-komünist militanlardı. Esenli semtinde kurulan pusunun ne zaman, nasıl kurulduğu bilinmez.
Ancak, destanlaşan her fedakârlıkta olduğu gibi, Adem Türüdü’nün de o bilinmeyen anda bir seçim yaptığı kesindir. Belki bir direniş çığlığı atmış, belki de son bir bakışla göğsünü siper etmiştir. Olay Günü’nün eksik satırları, onun tehlikeyi görüp geri dönmek yerine, kararlılıkla o ateş çemberine yürüme cesaretinin büyüklüğünü anlatır. O, sadece bir birey olarak değil, bir duruşun timsali olarak kaçırıldı.
ŞEHADETİ VE SON NEFES
Kaçırılmanın ardından, imanının gücü karşısında çaresiz kalan karanlık eller, gaddarca bir infaz kararı verdi. Adem Türüdü, silahla vurularak şehit edildi. Düşman, bu kahramanın nefesini keserek davasını susturduğunu sandı. Oysa her damla kan, geleceğe atılan bir tohum oldu.
Onun cansız bedeni, Aybastı’da, KÖPRÜBAŞI civarına bırakıldı. Düşman, şehidin bedenini terk ederek utancını gizlemeye çalıştı; ancak bu eylem, sadece bir bedenin bırakılması değil, ebedi bir nöbetin başladığı eşik oldu. İşçi Adem Türüdü, 22 Temmuz 1980’de fiziken aramızdan ayrıldı, fakat adını vatan toprağının en mukaddes listesine yazdırarak, davasının ölümsüz bayrağı oldu.
"İşçi Adem Türüdü, sadece 22 Temmuz 1980’de şehit olmadı; o, fedakârlığın destanına işlenmiş, unutulmayacak bir mühürdür."