"Bazı ruhlar, yeryüzüne sadece kısa bir mola için iner; onlar, destan yazıp gitmek için seçilmişlerdir."
KİMLİĞİ VE YEMİNİ
O, yalnızca bir rakamdan ibaret değildi; bir inancın ve adanmışlığın sembolüydü. Fethi Aslanhan, takvimler gençliğini tescillediğinde, henüz 19 yaşındaydı. Hayatının baharında, ne doğduğu yerin toprağı, ne de dünyevi bir mesleğin unvanı, onun destanını yazmak için yeterliydi. Zira o, kendisini Türk Milliyetçiliği davasına adamış, yüreği ülkü ateşiyle yanan bir neferdi. İklimi, İstanbul’un Esenler Üçyüzlü Fatih Mahallesi’ydi; fakat ruhu, milletin istikbaline adanmıştı.
ADANMIŞLIĞI VE KUTLU YÜRÜYÜŞ
Yıl 1999’du. Tüm gözler 18 Nisan’da yapılacak Milletvekili ve Mahalli İdareler seçimlerine çevrilmişti. Bu, Fethi Aslanhan için sadece bir sandık yarışı değil, Türk Milliyetçilerinin beklediği "Kutlu İktidar Yürüyüşü" kervanında onurlu bir görevdi. 19 yaşındaki bu yiğit, siyasi bir mücadeleden ziyade, bir vatan nöbeti tutuyordu. O ve ülküdaşları, gecenin en derin, en ıssız saatlerinde bile, Milliyetçi Hareket Partisi’nin sesini, her duvara, her sokağa taşımakla yükümlüydü. Yorgunluk nedir bilmeden, inancın gücüyle ayakta duruyordu.
O KARANLIK ŞAFAK VAKTİ
Takvimler, büyük yürüyüşün gerçekleşmesine yedi gün kala, 11 Nisan 1999 tarihini gösteriyordu. İstanbul, Esenler’de, Üçyüzlü Fatih Mahallesi Fatih Caddesi üzerinde, görev kutsaldı. Fethi ve ülküdaşları, sabaha yakın saatlerde, hizmet aşkıyla yoğrulmuş son afişlerini asarken, karanlık bir gölge üzerlerine çöktü.
İHANET VE SON DURUŞ
Fethi’nin yolu, o uğursuz şafak vaktinde, kendileri gibi millete hizmet iddiasında olan bir grubun parçasıyla kesişti. Bir grup ANAP’lı ile karşılaşıldı. Ne var ki, siyasi rekabetin masumiyeti o anlarda kayboldu. Kalleşlik, belediye başkan adayının yanındaki alkolün kör ettiği sempatizanların elinden, zehirli bir kurşun gibi yükseldi.
Fethi Aslanhan, elinde davasının bayrağı, yüreğinde vatan sevgisiyle dimdik duruyordu. Sözler kurşuna dönüştü, afiş asan eller, ansızın silahlı saldırının hedefi oldu. Bu saldırı, sadece bir siyasi çatışma değil; gençliğe, inanca ve kutsal bir göreve yapılan alçakça bir ihanetti.
ŞEHADET DESTANI
O kurşunlar, 19 yaşındaki bir fidanın bedeni üzerinde patlarken, Esenler sokakları, Fethi’nin ak kanıyla mühürlendi. Henüz hayatının baharında olan Fethi Aslanhan, inandığı yolda, görev başında, o karanlık gecede şehitlik mertebesine ulaştı. Onun şehadeti, sadece bir olgu değil, fedakârlığın, cesaretin ve davasına adanmışlığın en yüce göstergesi olarak tarihe yazıldı. O, bir kurşunla susturulmaya çalışılan kutlu yürüyüşün ebedi sesi oldu.
"Kısa yaşadı, destan bıraktı. Bazı isimler unutulmaz, çünkü onların ömrü değil, duruşu asıl mirasıdır."