"Bir ömrün bedeli sadece 26 bahar olsa da, o baharların her biri vatan toprağına kök salmıştır. Kimi yürür, kimi koşar; o ise durduğu yerden devleşmeyi seçti."
I. YİĞİTLİĞİN ADI: RAMİS KARMUT
Bu topraklar için ödenen bedellerin arasında, 18 Temmuz 1979 tarihinde Mersin’de kapanan bir destan yatar: Ramis Karmut’un destanı. O, yalnızca bir birey değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkücü davasına adanmış, Türk milliyetçiliğinin Tarsus coğrafyasında attığı cesur bir yürekti. Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Bolatlı Köyü’nde doğdu, kaderi de doğduğu toprakların mücadelesine yazıldı. Ömrünün baharı henüz 26 yaşındayken son bulsa da, bu kısa zaman dilimine sığdırdığı kararlılık, nesiller boyu anlatılacak bir miras bıraktı.
II. ALIN TERİ VE ADANMIŞLIK YILLARI
Ramis Karmut, zorlu bir dönemin çilesini omuzlarında taşıyan, alnının teriyle hayatını kazanan bir işçiydi. O, eli nasırlı bir babaydı; evliydi ve gözünün nuru bir evladı vardı. Ailesine duyduğu sevgi ne kadar büyükse, milletine duyduğu adanmışlık da o denli derindi. Bu adanmışlık onu, idealler uğruna en zorlu yollara çıkardı. MHP Tarsus İlçe teşkilatına üyeliği, bir siyasi kimlikten öte, bir duruşun ve fedakârlığın beyanıydı. O, sadece bir dava adamı değil, davası uğruna bedel ödemekten çekinmeyen bir neferdi. Henüz karanlık zindanlardan, cezaevinden yeni çıkmış olmasının yarattığı yorgunluk ve tehlike, onun yolundan dönmesine yetmedi.
III. KÖK SALDIĞI TOPRAĞA SADAKAT
Köyü, Bolatlı, Ramis Karmut için sadece doğduğu yer değil, aynı zamanda mücadelenin de kalbiydi. O günlerde, memleketin her köşesi gibi Bolatlı da ideolojik savaşların tehdidi altındaydı. Başkaları kaçmayı seçerken, o, ait olduğu toprakları terk etmedi. Zira komünist Dev-Yol terör örgütü, Bolatlı Köyü’nü "kurtarılmış bölge" haline getirmek istiyordu; bu, Ramis Karmut’un varoluş mücadelesine karşı açılmış bir savaştı. O, sadece bir siyasi görüşü savunmuyor; köyünün, ailesinin ve çocuklarının geleceğini savunuyordu.
IV. ATEŞ ÇEMBERİNE SON YÜRÜYÜŞ
Olay Günü: 18 Temmuz 1979. Hayatın en sıradan anında, Ramis Karmut bakkaldan sigara alırken, karanlığın pususu onu bekliyordu. Kendisini Bolatlı Köyü’nün düşmanı ilan eden, Bolatlı’yı zorla ele geçirme sevdasına düşmüş Dev-Yol terör örgütü mensubu bir komünist militan tarafından, en alçakça yöntemle, arkasından yaklaşılıp kurşunlandı.
Bu, bir çatışma değil, inançlarından dönmeyen, ailesini ve köyünü korumak için direnen 26 yaşındaki bir babaya sıkılmış kalleş bir kurşundu. Şehadet, en savunmasız, en masum anda geldi. Ramis Karmut, o karanlık emelin Bolatlı Köyü’nde kök salmasına izin vermemek uğruna, canını feda etti. Vücuduna isabet eden kurşunlar, sadece Ramis’in bedenine değil, aynı zamanda memleketin vicdanına da saplanmıştır.
V. ÖLÜMSÜZLÜĞÜN MÜJDESİ
Ramis Karmut’un bedeni, uğruna savaştığı topraklara, Bolatlı Köyü Mezarlığına sırlandı. Ancak onun hikayesi ölümle bitmedi; tam tersine, bir şehidin adanmışlığı sonsuzluğa ulaştı. Şehadetinden kısa bir süre sonra, ailesine en büyük teselli ve mirası bırakarak, bir erkek evladı dünyaya geldi.
Bu kahramanlık, Ramis Karmut’un 26 yıllık ömrünü bir destana çevirdi. O, genç yaşında gözünü kaparken, ardında sadece hüzünlü bir eş ve yetim kalmış bir evlat değil; aynı zamanda babasının sönmeyen ateşini taşıyacak, yepyeni bir başlangıcın müjdesi olan bir kahraman bıraktı. O, karanlık günlerde davasından vazgeçmeyerek, adının oğlunda, mücadelesinin ise vatan toprağında yeşereceği ölümsüzlüğü seçti.
"Gitmek, ancak ardında doğacak bir kahraman bırakmakla mümkün olur. Ramis Karmut, karanlığın üzerine yürüdü ki, adı oğlunda yaşasın ve Bolatlı’nın semalarında asla unutulmasın."