"O, henüz on dokuz baharını yaşamıştı; ancak onurunu yaşatma mücadelesi için bir ömür feda etmeyi seçti."
KİMLİĞİ VE YÜREĞİNDEKİ SÖZ
Adı İHSAN YILDIRIM'dı. Malatya'nın bağrından, Doğanşehir ilçesinden yükselen, Anadolu’nun yiğit ruhunu taşıyan bir fidan. Henüz hayatının başlangıcındaydı; Üniversitenin birinci sınıfında okuyan, bilginin ışığına koşan bir öğrenci. Ancak onun en büyük okulu, inandığı değerlerin safları oldu. Henüz on dokuz yaşındayken, gençliğin tüm enerjisini ve geleceğe dair umutlarını, ülkücü hareketin davasına adamış, kendini ateşten bir yola gönüllü kılmıştı. O, sadece bir öğrenci değil, yaklaşan karanlığa karşı duran bir iradenin simgesiydi.
MALATYA’NIN KADERİ VE DÖNÜŞ
Ülkenin dört bir yanını saran kutuplaşmanın, sokakları zehirlediği o çetin yıllarda, İhsan Yıldırım, okul sıralarından kısa bir süreliğine ayrıldı. Yaz tatilinin huzurunu bulmak, ailesinin ve doğduğu toprakların şefkatli kollarına sığınmak üzere memleketi Doğanşehir’e geri dönmüştü. Fakat ne Doğanşehir’in toprakları ne de Anadolu’nun sessizliği, o günlerde düşmanlığın gölgesinden azadeydi. Genç bir idealistin masum tatili, ne yazık ki, pusuda bekleyen şiddetin hedefi olacaktı.
CESARETİN SINIRI: O KARANLIK GÜN
İhsan, kendi yuvasında dahi inancından ödün vermedi, duruşundan vazgeçmedi. Ne zaman, nerede ve nasıl olduğu detaylarda kaybolsa da, kaderin o acımasız sahnesinde, devrimci solcu-komünist militanlar, genç İhsan’ın üzerine yürüdü. Bu, sadece bir saldırı değil, bir fikri susturma girişimiydi; 19 yaşındaki bir gencin adanmışlığını kırmaya yönelik kalleş bir tuzaktı.
Silahlar konuştuğunda, İhsan Yıldırım, inançlarının bedelini vücudunda taşıdı. O an, geri adım atmayan ruhu, kurşunların soğukluğuyla sınandı. Vuruldu, düştü, ancak Malatya sokaklarında yankılanan bu saldırı, onun davasına olan bağlılığını bir an bile eksiltmedi.
EBEDİYETE YÜRÜYÜŞ: 17 TEMMUZ 1980
Ağır yaralı halde hemen hastaneye kaldırıldı. On dokuz yıllık hayatının, henüz yeni başlamış rüyalarının, tıbbın tüm imkânlarıyla kurtarılması için büyük bir mücadele verildi. Ancak vatanın bekası uğruna atılan her adıma biçilen ağır bedel, bu kez geri alınamadı.
Genç İhsan Yıldırım, 17 TEMMUZ 1980 Perşembe günü, doğduğu topraklar olan Malatya'da, inançları uğruna verdiği mücadelenin zirvesine ulaştı. Henüz üniversite diplomasını alamadan, en büyük rütbesine; ŞEHADET mertebesine erişti. Onun kanı, ülkücü hareketin destanına damga vurdu.
"O, 19 yaşında bir öğrenciydi; fani hayatı kısa sürdü ama yüreğindeki sönmeyen imanla, 17 Temmuz 1980'de Malatya semalarına, ölümsüz bir destan olarak kazındı."