"Bazı hayatlar, bitiş çizgisini aşmak için değil, o çizgiye bir miras bırakmak için yaşanır. Nuri Basıbek'in adanmışlığı, işte bu ebedi mirasın ilk taşıdır."
TOKAT'IN YÜREĞİNDEN YÜKSELEN SES: KİMLİĞİ VE YUVASI
O, sıradan bir hayatın gölgesinde kalmayacak bir inancın neferiydi. Adı, Ülkücü Şehit Nuri BASIBEK’ti. Doğduğu yer, tıpkı kaderi gibi sağlam ve köklüydü: Anadolu’nun sarsılmaz kalesi, TOKAT. O, bu toprağın ruhunu, vicdanını ve asil duruşunu taşıyan bir evlattı. Onun mücadelesi, yalnızca kuru bir biyografi değil, bir milletin var olma sancısıydı; ruhu, daha doğarken bile üzerine düşen ağır bir sorumluluğun farkındaydı.
İDEALLERİN YOLCULUĞU VE SON KARAR
Nuri Basıbek’in mesleği, tarihin sayfalarında tam olarak kaydedilememiş olabilir. Hangi unvanı taşıdığı, hangi kürsüyü aydınlattığı bilinmese de, onun gerçek mesleği bellidir: Vatanın yılmaz bekçisi olmak. O, sadece bir birey değil, bir idealin yaşayan tanığıydı.
Hayatının dönüm noktası, bir hizmet çağrısı ile geldi. O günlerde, Türkiye’nin adanmış evlatları yurt dışındaki soydaşlara, karanlığa bir ışık taşıyabilmek adına öğretmen olarak gönderilecekti. Nuri Basıbek, yalnızca Tokat’ın değil, tüm dünyanın zorlu coğrafyalarına uzanmaya hazırdı. O, sadece ülkesine değil, tüm mazlumlara hizmet etmeyi kendine şiar edinmişti.
SON UMUT ADIMI: GÖREV YOLCULUĞU
OLAY GÜNÜ, büyük bir misyonun başlangıcı olmalıydı. Yurtdışı öğretmenliği için hazırlıklarını tamamlamış, kalbinde büyük bir heyecanla İstanbul’a doğru yola çıkmıştı...
Tam da o anda, o büyük kararlılıkla yürüdüğü yolda, bir kahramanın hayatı aniden kesildi. İstanbul'a doğru uzanan o yolculuk, bilinen son adımı oldu. Detaylar, o dönemin karmaşasında kayboldu; Nuri Basıbek’in yurtdışı görevine atılmak üzereyken hangi karanlık eller tarafından alıkonulduğu, hangi pusunun içine çekildiği meçhul kaldı.
17 TEMMUZ 1980: EFSANELEŞEN DÖNÜŞ
O, uzak diyarlarda bir ışık olmayı planlarken, kader onu en derin köklerine geri çağırdı. Büyük görev için yola çıkan kahraman, fedakârlığın en yüce mertebesine, doğduğu şehirde ulaştı. Nuri Basıbek, 17 TEMMUZ 1980 tarihinde, tüm çirkinliğine rağmen onu doğuran topraklarda, TOKAT'ta şehit edildi.
O gün, göğsündeki inanç, onu durdurmaya çalışan tüm şiddetten daha gür çıktı. Onun mesleği, şehadet makamında tamamlandı. Gözlerinde yanan o sonsuz hizmet ateşi, bedeninin düştüğü anda dahi sönmedi; aksine, Anadolu’nun semalarında sonsuz bir meşale oldu. O, başladığı yolculuğu fiziksel olarak tamamlayamadı, ama ruhu, adanmışlık sancağını en tepeye dikerek, tüm nesillere rehberlik edecek bir destan bıraktı.
"Adı, geride kalanların kalbinde, son nefesin bile bir başlangıç olabileceğini haykıran ebedi bir destandır. Nuri Basıbek, bu milletin göğsünde daima hür bir nefes olarak yaşamaktadır."