"Kısa ömrü, büyük bir imza atmaya yetenler, geride değil; ülküye adanmış bir destan olarak gelecekte yaşar."
KİMLİĞİ VE YEMİNİ
O, sadece bir öğrenci değildi; bir davanın bayraktarıydı. Adı, Bayram Çonoğlu. Yaşı, hayatın baharı, henüz on sekiz. Samsun’un kadim toprağı Havza’da doğmuş, ancak ruhunu Türk Milliyetçiliği ülküsüne adamıştı. Erzurum Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde, ikinci sınıfa geçmiş olmanın gururunu yaşıyordu. Onun sıralarda geçireceği yıllar, milletinin geleceğine ışık tutacaktı. Fakat kader, o genç omuza, akademik bir kariyerden çok daha ağır, çok daha kutsal bir yük yüklemişti: Şehadet.
ADANMIŞLIĞIN YAZ TATİLİ
Okullar kapalıydı. Yaz sıcağı yurdu kavururken, çoğu akranı dinlenmenin peşindeydi. Ama o, yüreğindeki ateşi serinletecek bir tatil tanımıyordu. Bayram Çonoğlu, memleketi Havza’da dahi davasından bir an olsun ayrılmadı. O gün, Ülkü Ocakları Derneği’nin Havza şubesinden, alnının akıyla, duruşuyla idealini taşıyan bir yiğit edasıyla dışarı çıktı. Yürüyordu. Her adımı, inancının ve cesaretinin sessiz bir ispatıydı.
SON YÜRÜYÜŞ VE HAİNLİK
O, aydınlık bir geleceğe yürürken, karanlık bir pusu onu bekliyordu. Bir lokantanın önünden geçerken, adları kin ve ihanetle anılan iki düşman, İsmail Karakaya ve İdris Karakaya, devrimci solcu-komünist zihniyetin temsilcileri olarak sahneye çıktı. Bu alçaklar, kalleşliklerini en iğrenç biçimde sergilediler: Lokantadan temin ettikleri bir bıçağı, silahsız ve tek başına olan 18 yaşındaki bir gence doğrulttular.
Onlarca insanın gözleri önünde, vicdanın donduğu, onurun sustuğu bir anda, ülküdaşımız Bayram’a saldırdılar. Bu, bir kavga değil, bir infaz girişimiydi. Bir medeniyetin savunucusu olan gence, barbarca bir saldırı düzenlendi.
KADERİN MÜHRÜ VE DESTAN
Vücuduna saplanan bıçak darbeleri, sadece eti kesmedi; bir milletin kalbine acı bir iz bıraktı. Ağır yaralıydı. Canını dişine takarak, inancının gücüyle ayakta kalmaya çalıştı. Hemen Merzifon Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Doktorlar, onu hayata döndürmek için büyük bir mücadele verdi. Ancak, 18 yıllık kısa bir ömrü ülküye adayan o genç yiğit, vücudunun isyanına yenik düştü.
Takvimler 16 Temmuz 1977’yi gösterdiğinde, Samsun toprağı, inancından zerre taviz vermeyen bir kahramanı, 18 yaşındaki bir öğrenciyi, Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit Bayram Çonoğlu’nu ebediyete uğurladı. O, okul sıralarında değil, hak yolunda şehadet şerbetini içerek, adını tarihin destan sayfalarına altın harflerle yazdırdı.
"Onun kanıyla yazılan tarih, 18 yıllık kısa bir ömür değil; vatana ve ülküye adanmış sonsuz bir çağın başlangıcıdır."