"Bazı hayatlar, gök kubbede yankılanan sessiz bir yeminle başlar; bazı ölümler ise bir davanın sonsuzluğa yürüyüşüdür."
İMAN SÜTÛNU VE ADI
Bu destansı direnişin ve keskin inancın sahibi, adı Türk milliyetçiliği davasıyla mühürlenmiş olan Ülkücü Şehit MEHMET DALARGIÇ’tır. O, sadece bir birey değil, inandığı değerlerin sarsılmaz bir simgesiydi. Hayatını, milletine ve davasına adadığı bu kutsal yolculukta, 30 yaş gibi baharında, adını tarihin şeref levhalarına altın harflerle yazdıracaktı.
ADANMIŞLIĞIN ŞEHRİ VE HİZMET YEMİNİ
Evli bir aile babası olan Mehmet Dalarğıç, Bursa’nın Yeşilyayla semtinde sadece bir ev kurmakla kalmamış, aynı zamanda mahallesinin güvenilir bir neferi olmuştu. Mesleği, diş hekimliğiydi; elleri şifaya, yüreği ise ülküye adanmıştı. O, muayenehanesinin kapısını açarken, sadece hastalarını değil, komşularını ve davasını da kucaklıyordu. Her gün, kendi küçük cephesinde, bilimin ışığı ve milliyetçiliğin vakur duruşuyla hizmet veriyordu. O’nun için hekimlik, hizmet yeminini yerine getirme biçimiydi.
O KARANLIK TEMMUZ GÜNÜ: 16 TEMMUZ 1980
Tarih, 16 Temmuz 1980’i gösterdiğinde, Bursa’nın semalarında kara bir gölge dolaşmaktaydı. Vatan sathında kol gezen karanlık ideolojilerin ihaneti, en masum mekânlara dahi sızmaya cüret ediyordu. O gün, Mehmet Dalarğıç her zamanki gibi muayenehanesinde, insanlara şifa dağıtma görevindeydi. Bu huzurlu atmosfer, alçak bir tuzağın sahnesi olacaktı.
KALLEŞLİK VE SON KARAR ANLARI
Kahramanımızın mukaddes mesleğinin verdiği güveni kullanarak, sinsi ve korkak bir plan kuruldu. Beş kişilik, devrimci solcu-komünist militanlardan oluşan kalleş güruh, hasta rolünde içeri süzüldüler. Onların niyeti şifa aramak değil, bir inancın kalesini yıkmaktı. O anların detayları, Mehmet Dalarğıç’ın kahramanlığını daha da yüceltir; zira O’nun bu beş hainin karşısında nasıl bir duruş sergilediği, tarihin sessiz sayfalarına emanettir. Ancak kesin olan şudur ki; O, davasından taviz vermedi, inancından dönmedi.
ŞEHADET VE EBEDİ MÜHÜR
Sinsice içeri sızanlar, maskelerini düşürdüler. O kalleş eller, korkakça, beşin biri karşısında bile kurşun yağdırma yolunu seçti. Onlar karanlığı yaymaya çalışırken, Mehmet Dalarğıç, 30 yıllık hayatını, inandığı yola son bir mühür olarak bastı. Bursa’nın kalbinde, kendi hizmet mekânında, 16 Temmuz 1980 günü, ülkü uğruna canını feda ederek şehadet mertebesine ulaştı. O’nun kanı, yalnızca bir binanın zeminine değil, Türk milliyetçiliği davasının ebedi sancağına döküldü.
"Şehadet; bir son değil, inandığı değerler uğruna tüm hayatını mühürleyen kahramanın ebedi imzasıdır."