"Bazı ruhlar vardır ki, ne fırtına ne de ölüm onları eğebilir; onlar, inancın kalesinde son kurşuna kadar beklerler."
KAYNAĞINDAN YÜKSELEN SES
Ruhu, Diyarbakır’ın kadim topraklarında, Ergani’de yoğrulmuştu. O, milletinin sevdasıyla yanan bir Türk Milliyetçisi Ülkücüydü. Hayatı, dürüstlük ve alın teri üzerine kuruluydu. Mesleği esnaflıktı; kasaplık yaparak rızkını kazanıyor, ailesinin namuslu sofrasını kuruyordu. Evliydi ve göğsünde taşıdığı en büyük servet, üç evladıydı. Vahap Polat, basit bir esnafın görünümünde, çelikten bir inancın temsilcisiydi.
RİZKINI KAZANAN YÜREK
Ancak 1980’lerin karanlık günlerinde, Diyarbakır’ın sokaklarında inanç bedel isterdi. O, duruşu yüzünden hedef alınmıştı. Bölücü terörün temsilcisi PKK’lı militanlar, onun ismini hedefler listesine yazmış, infazı için karar almışlardı. Bu, sadece bir siyasi görüş farkı değil, bir varoluş savaşıydı. Vahap Polat, defalarca tehdit edilmiş, gölgesi sürekli takip edilmişti. Günlerdir peşindeydiler; ama o, davasından vazgeçmedi, evinin eşiğini terk etmedi. O, rızkını kazanmaya ve inancını savunmaya devam ederek, korkuya meydan okuyordu.
KADERİN YAZILDIĞI EŞİK
Takvimler 16 Temmuz 1980’i gösterdiğinde, kader, Diyarbakır’da, Vahap Polat’ın yuvasında yazıldı. Karanlığın temsilcileri, devrimci solcu-bölücü komünist militanlar, en kutsal mekâna, o ailenin evine baskın yaptılar. Bu, kahpece bir pusu, alçakça bir saldırıydı. Vahap Polat, son nefesini eşiğinin üzerinde, inancının son kalesinde karşıladı. Ailesinin çaresiz feryatları arasında, eşinin ve çocuklarının gözleri önünde, vicdansızca otomatik silahların kurşunlarıyla hedef alındı. Eşinin ve çocuklarının gözleri önünde, ailesinin kahramanı, canını vatanın birliği için feda etti.
VATANIN BAĞRINA DAMLAYAN KAN
Vahap Polat, o an esnaflıktan şehadete yükseldi. Diyarbakır, bir fedakârlığa daha şahitlik etti. O, sadece bedeniyle değil, arkasında bıraktığı sarsılmaz duruşla da kurşunlandı. Onun şehadeti, basit bir ölüm değil, bölücü ideolojinin karşısında dimdik duran, yuvasını son mevzi kılan bir kahramanlık destanı oldu. Şehit Ülkücü Vahap Polat, adını Anadolu coğrafyasının ölümsüzlük sayfasına yazdırdı.
"Onlar ki, namusu ve inancı uğruna evin eşiğini son mevzi kıldılar; şehadetleri, zalime karşı atılan en yüksek sestir."