"Bazı hayatlar takvimle değil, bir duruşun, bir kararlılığın ve bir yeminin ağırlığıyla ölçülür."
MİRAS VE HİCRANIN DESTANI
O, kadim toprakların, ŞANLIURFA'nın ruhunu taşıyan bir gençti. Adı MEHMET ALİ KURDOĞLU. Hayatın getirdiği zorlu görev için, ilmin ve mücadelenin merkezine, ANKARA'ya gelmişti. Kendisi bir ÖĞRENCİ idi; lakin gönlünde taşıdığı ülkü, onu sıradan bir öğrenci olmaktan çıkarıp, zorlu günlerin nöbetçisi yapmıştı. O, sadece ders kitaplarını değil, aynı zamanda milletinin geleceğini de sırtlayan bir yiğitti.
İMANIN VE ADANMIŞLIĞIN SAVAŞÇISI
Genç Mehmet Ali’nin ruhu, inancın duruluğuyla yoğrulmuştu. O, abdestinde, namazında biriydi; bu sarsılmaz manevi zırhı, ona en karanlık günlerde bile başını dik tutma gücü veriyordu. Ankara’da, ülkü erlerinin toplandığı bir ocak olan Aydınlıkevler’de, kardeşleriyle birlikteydi. Bu ocaklar, onun için sadece bir mekân değil, adanmışlığının ve ülkücü duruşunun yemingahıydı. Onun varlığı, o yılların fırtınalı Ankara’sında, inançla yürüyen bir bozkurtun sessiz sedasız onuruydu.
13 TEMMUZ 1978: KOVAN SOKAK’TA ÇAĞRI
Takvimler 13 TEMMUZ 1978'i gösterdiğinde, Ankara’nın Aydınlıkevler Kovan Sokak’ta, ülkenin üzerine çöken karanlık bir kez daha genç bir yüreğe nişan aldı. O gün, genç vatan sevdalısı Mehmet Ali, devrimci solcu-komünist militanların haince kurduğu pusunun hedefi oldu. Silahlı saldırı, onun sarsılmaz bedenini ağır yaralarla kana buladı. Olay anına dair başka bir detay bilmesek de, o anki duruşu, geri çekilmeyi reddederek inançları uğruna ateşe yürüdüğünü bize fısıldar. Bir kahraman, hayatını değiştirecek o son kararı vermiş, milleti için canını ortaya koymuştu.
ALTINCI KARDEŞLİĞİN SON YÜRÜYÜŞÜ
Yaralı Bozkurt düştüğünde, altı inanmış ülküdaşı anında olay yerine yetişti. Bu, sadece bir yaralıyı kurtarma çabası değil, kan bağına sığmayacak bir kardeşlik yemininin sahnelenmesiydi. Hükümsüzlüğün kol gezdiği o anlarda, yardıma çağrılan hiçbir araç durmadı, hiçbir vicdan el uzatmadı. Ama ülkücülerin imanı, asfaltın soğukluğundan daha güçlüydü. Altı yiğit, ağır yaralı Mehmet Ali’yi sırtladı. O an, Kovan Sokak’tan hastaneye uzanan yol, kahramanlık ve fedakârlıkla döşenen bir onur yolu oldu.
Onlar, kardeşlerini omuzlarında taşıyarak, zamanla yarışarak, yoldaşlarını hayatın kıyısından çekip alma umuduyla yürüdüler. Hastaneye ulaştıklarında, son bir nefes, son bir umut bekliyordu onları. Ancak kader tecelli etmişti. Hastane görevlileri, kısa bir muayenenin ardından, ülküdaşlarına acı gerçeği fısıldadı: MEHMET ALİ KURDOĞLU, adını tarihe yazdırarak ŞEHİT olmuştu. O, 20 yaşlarındaki bir öğrenciyken, 13 Temmuz 1978 günü, Ankara’da, milletinin hürriyeti için can veren bir destan oldu.
"O, bedeni Ankara’nın toprağına düştü sanıldı; oysa bir milletin sarsılmaz inanç sancağına ebediyen yükseldi."