"Bazı ömürler takvim yapraklarıyla değil, uğruna durulan kavgada atılan adımların destanında yazılır."
IĞDIR'IN MİLLİ RUHU: RIFAT AZİTİ
KİMLİĞİ VE YÜREĞİNDE TAŞIDIĞI ATEŞ
O, 1979 yılının o zorlu Temmuz’unda, sadece 26 bahar görmüş genç bir fidan iken, Iğdır topraklarının bağrında yeşeren bir kahramanlık timsaliydi. Doğduğu topraklara, Iğdır’a olan bağlılığı, tüm kimliğinin en büyük nişanesiydi. Rıfat Aziti. Bir Ülkücü. Bir Türk Milliyetçisi. Hayatının henüz baharında olmasına rağmen, inandığı değerler uğruna çekinmeden en ön safta durmayı tercih eden, ruhu çelikten bir neferdi.
ADANMIŞLIĞIN GENÇLİK SÖZÜ
Gençti, 26 yaşındaydı; ancak taşıdığı sorumluluk ve omuzladığı idealin ağırlığı, yaşının çok üzerindeydi. O karanlık dönemlerde, her adımın bir bedeli olduğu biliniyordu. Rıfat Aziti’nin hayatında belirsiz olan tek bir şey vardı; hangi görev onu bekliyordu? O, bu bilinmezliğe rağmen, inancının sancağını yüksekte tutanlardan oldu. Onun varlığı, Iğdır Ülkücü Gençlik Derneği'nin sarsılmaz iradesinin bir yansımasıydı.
SÖĞÜTLÜ’DE ONUR MÜCADELESİ
Takvimler 13 Temmuz 1979’u gösterdiğinde, Iğdır’ın Söğütlü Mahallesinde bir kahramanlık destanı yazılmaya başlandı. Tehlike kapıdaydı. Pol-Der’li polisler, derneğin başkanını, hareketin liderini yakalamak için gelmişlerdi. Bu baskın, sadece bir tutuklama girişimi değil, bir iradeyi kırma çabasıydı. İşte o anda, Rıfat Aziti ve ülküdaşları geri çekilmek yerine, vicdanlarının emrettiği yere, yani tehlikenin tam ortasına yürüdüler. Tartışma çıktı. Bu, basit bir ağız dalaşı değil, haksızlığa ve baskıya karşı hürriyet ve inanç adına verilen bir restleşmeydi.
SON NEFES VE YÜCELİŞ
Rıfat Aziti, bu onur mücadelesinde arkadaşlarını korumak ve inandığı değerlerin düşmesini engellemek için bir kale gibi durdu. O anki kararlılığı, gözü karalığı, onu hedef haline getirdi. Gözleri ideallerinin ateşiyle yanan Rıfat Aziti, geri adım atmayışının bedelini ödedi. Kurşunlar, sadece bir bedeni düşürmekle kalmadı; 26 yıllık kısa ama destansı bir hayatın mühürlenmesine sebep oldu. Rıfat Aziti, ülküdaşlarını savunurken, Iğdır’ın gençlik ruhunu kanıyla sulayarak şehit edildi. Onun son anı, kuru bir ölüm değil; inancın, fedakârlığın ve vatan sevgisinin en yüce tanıklığı olarak tarihin sayfalarına kazındı.
IĞDIR’IN BAĞRINDAKİ EBEDİ UYKU
Rıfat Aziti, 13 Temmuz 1979’da bedenini toprağa, ruhunu ise ebediyete teslim etti. Cenazesi, doğduğu ve uğruna şehit olduğu Iğdır’ın mübarek topraklarında sırlandı. O, genç yaşına sığdırdığı büyük fedakârlıkla, bir ismin bir sembole dönüşebileceğini kanıtladı.
"Bir beden Iğdır’ın toprağına dönerken; sadakatin ateşiyle yoğrulan ruh, ülkülerin kutsal sınırlarını ilelebet koruyacaktır."