"Devir, sessiz kahramanların dahi yüreğinde fırtınalar taşıdığı devirdi. O, sadece bir işçi değil, davasının surlarında nöbet tutan bir neferdi."
MİLLETİNİN YÜREĞİNDEN DOĞAN YİĞİT
Ankara’nın çetin yıllarında, vatan sevgisini omuzlarında taşıyan köklü bir duruşun temsilcisiydi o: Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit Hasan Fehmi Barun. Hayata gözlerini Çankırı’nın Şabanözü ilçesinde açtı; bu toprakların yiğitliği, onun duruşuna işlenmişti. O, sadece bir birey değil, 43 yıllık ömrüne sığdırdığı mesuliyetin timsaliydi. Bir işçiydi, alın teriyle ailesinin rızkını kazanırken; aynı zamanda evliydi, ardında gözü yaşlı bir eş ve geleceğe umutla bakması gereken evlatlar bırakacaktı. Onun kimliği, makamıyla değil, adanmışlığıyla yazılmıştı.
HİZMET VAZİFESİ VE KARARLILIĞI
Mesleği, Ankara’da bir okulun temizliğini ve düzenini sağlayan hizmetli olmaktı. Ancak 1970’lerin kutuplaşmış siyasi ikliminde, bir okul bile sadece eğitim yuvası değil, karanlık ideolojilerin çarpıştığı bir cephe haline gelmişti. Hasan Fehmi Barun, görevinin başına her geçtiğinde, bilirdi ki sadece bir binaya hizmet etmiyor; ülkülerinin bekçiliğini yapıyordu. O, eli süpürge tutan bir kahramandı. Günün ışıltısı kaybolduğunda dahi, 43 yıllık hayat tecrübesiyle, tehditlere karşı dimdik ayakta durmayı seçti.
13 TEMMUZ 1976: İNANÇ VE İHANET
Tarih 13 Temmuz 1976’yı gösterdiğinde, o karanlık günün gölgesi Ankara’nın üzerine düştü. Hasan Fehmi Barun, hizmetli olarak görev yaptığı okulda, en güvende olması gereken yerde, hain bir pusuyla karşı karşıya kaldı. Komünist militanlar, 43 yaşındaki bir babanın, bir işçinin, inancından vazgeçmesini beklediler. Ancak Barun’un yüreği, boyun eğmeyi reddetti. Bir neferin cesaretiyle, bir davanın onuruyla durdu o vahşi kalabalığın karşısında.
ZİRVESİNDEN DÜŞEN BİR MİLLİ RUH
O an, kelimelerin ve tartışmaların bittiği, sadece cesaretin konuştuğu andı. Silah yerine sadece imanı olan Hasan Fehmi Barun, hainlerin kinine kurban edildi. Olay günü, bu mübarek hayat, militanlar tarafından vahşice camdan atılarak sonlandırıldı. Onun düşüşü, sadece fiziksel bir düşüş değildi; o, milletinin onuru için, davasının selameti için canını feda ettiği anın gökyüzünden yeryüzüne bir mühür gibi inmesiydi.
O, inancının en keskin ve en acı sınavını vermiş, şehadet mertebesine ulaşmıştır.
Naaşı, kahramanlığının şahidi olan Ankara’dan alınarak, doğduğu topraklara, Çankırı ili Şabanözü ilçesi Gümerdiğin mahallesi mezarlığına defnedildi. Hasan Fehmi Barun, 43 yaşında, evladı ve eşi varken, günlük mesaisinde en yüce fedakârlığı gerçekleştiren unutulmaz bir ülkü eridir.
"Hasan Fehmi Barun, 43 bahar süren ömrünü, inancının en yüksek penceresinden vatan toprağına bir mühür gibi bıraktı. O, unutulmaz bir destanın sessiz kahramanıdır."