"Bazı hayatlar sadece birer biyografi değildir; onlar, Vatan toprağına canla yazılmış, silinmez birer imzadır."
BİNGÖL’DEN YÜKSELEN İDEALİN ADI
O, sadece bir isim değildi; o, Bingöl topraklarında kök salmış, milliyetçilik meşalesini taşıyan bir Ülkü eriydi. Adı Ramazan Varol'du. Doğduğu topraklar olan Bingöl, aynı zamanda ona kimliğini ve davasını da vermişti. O, sıradan bir vatandaş olmanın ötesinde, davasına adanmış bir Türk Milliyetçisi olarak tanınıyordu. Ramazan Varol, sadece kendi kaderini değil, aynı zamanda ailesinin vatanseverlik mirasını da omuzluyordu; zira kendisi, davanın bölgedeki güçlü sesi olan MHP Bingöl İl Başkanı Nurettin Varol’un da ağabeyisiydi. Onun hayatı, bir ailenin ülküye olan sarsılmaz bağlılığının en keskin nişanesiydi.
MUKADDES VAZİFESİNİN ŞOFÖRÜ
Ramazan Varol, cephede kılıç sallayan bir asker değildi; o, devletin kılcal damarlarında görev yapan, mütevazı ama hayati bir hizmetin neferiydi. Mesleği şoförlüktü. PTT Başmüdürlüğünde direksiyon sallıyor, Bingöl’ün zorlu yollarında devletin iletişimini ve varlığını taşıyordu. Onun aracı, sadece bir makine değil, bölgenin birliğe ve aidiyete olan ihtiyacının sembolüydü. Ramazan Varol, vatan hizmetini, mesleğinin her kilometrekaresinde, sessiz bir adanmışlıkla yerine getiriyordu. Tehlikenin gölgesi üzerinde dolaşsa bile, vazifesinden zerre miskal taviz vermedi.
YAYLADERE’DE YAZILAN KADER
Takvimler 12 Temmuz 1993’ü gösteriyordu. Sıcak bir yaz günüydü, ama Ramazan Varol’un üzerine düşen gölge ağırdı ve soğuktu. O gün, Bingöl’ün Yayladere ilçesinde, kaderiyle yüzleşti. O, yıllardır savunduğu davanın ve temsil ettiği devletin simgesiydi. İşte bu sadakati yüzünden, dağınık bir düzenin değil, toprağın huzurunu tehdit eden karanlık güçlerin hedefi haline geldi.
SON DİRENİŞ VE ÖLÜMSÜZLÜK
Yayladere’nin ıssız bir noktasında, vicdanı körelmiş, milletin düşmanı PKK’lı teröristler tarafından yolu kesildi. Ona düşman olanlar, makamını ya da servetini değil, taşıdığı bayrak sevgisini ve ülkücü duruşunu cezalandırmak istiyorlardı.
O anlar, detayları bilinmeyen, tarihin sayfasına sadece sonucu yazılmış bir kahramanlık anıdır. Ramazan Varol, o namluların karşısında eğilip eğilmediği bilinmese de, onun kalbindeki imanın gücü kesindir. O, kurşunların soğukluğunu hissederken bile, davasının sıcaklığını yüreğinde taşıyordu.
Ramazan Varol, Yayladere’de kurşuna dizilerek şehit edildi. Bir şoförün, bir ağabeyinin, bir ülkücünün hayatı o karanlık günde sona erdi. Ancak onun fiziki varlığı son bulurken, adı, sadece bir tarih kaydı olarak değil, Bingöl semalarında yankılanan, asla teslim olmayan bir ruhun feryadı olarak tarihe kazındı. O, canını Vatan uğruna feda ederek, görevini en yüce mertebede tamamladı.
"Bazı insanlar ölüme yürürken düşerler, ama Ramazan Varol gibi kahramanlar, düşerken bile vatanın geleceğine bir tuğla daha eklerler."