"Adalet, bir milletin vicdanıdır; o vicdanın bedelini ödeyenler ise yalnızca kahramanlardır."
KİMLİĞİ VE YÜKLENİLEN VAZİFE
O, sadece bir isim değildi; o, 1980 yılının karanlığına karşı dimdik duran, Türk Milliyetçiliği davasının çelikleşmiş yeminiydi. Melih Sıtkı Dolunay. Zile’nin, Tokat’ın çetin topraklarından çıkan, kalbinde büyük bir ülkü taşıyan bir faniydi. Ancak o, faniliğin ötesine geçmeyi seçmiş, ruhunu milletine adamıştı. Üstlendiği vazife, en zor, en çetin olanıydı: O, Zile Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi’ydi. Bir dönemin en kritik anında, adaletin kılıcını taşımak, bazen de hayatı ile kefalet vermek demekti. O, bu bedeli bilerek kabul etti.
ADALETİN GÖZÜ, MİLLETİN YEMİNİ
Bir hâkimin masası, sadece hukuki belgelerle dolu değildir; aynı zamanda cesaretle, kararlılıkla ve vicdanla örülüdür. Hâkim Melih Sıtkı Dolunay, adaleti sadece saray duvarları arasında değil, bizzat sahadaki çileli topraklarda arayanlardandı. O, Tokat'ın Zile ilçesinde, vicdanı hür, kalemini bükülmez tutarak, milletin namusunu ve düzenini korumak için yemin etmişti. Onun duruşu, o dönemin zulmüne ve kaosa teslim olmayan bir direnişin sembolüydü.
O KARARLI YÜRÜYÜŞ
Takvimler 11 Temmuz 1980’i gösterdiğinde, kahraman hâkim, en tehlikeli, en hayati görevlerinden birine atıldı. Makamının güvenliğini bir kenara bırakarak, bizzat zorlu bir keşif için yola çıktı. Gideceği yer Zile Yalnız Köyü’ydü. Bu, bir hâkim için makamdan inip, tehdidin kalbine doğru bir yürüyüş demekti. O, tehlikenin gölgesini hissetse de, vicdanının emrettiği vazifeden geri durmadı. O an, Melih Sıtkı Dolunay, sadece bir hâkim değil, adaletin son kalesini müdafaa eden bir neferdi.
11 TEMMUZ 1980: VAZİFENİN SON PERDESİ
Kader, pususunu Yalnız Köyü yakınlarında kurmuştu. O öğleden sonra, saat 14.30 sıralarında, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Haber Merkezi’nde yankılanan telsiz görüşmeleri, tarihe acı bir kahramanlık mührü vurdu. Adaletin yürüyüşü, alçak bir saldırıyla durdurulmaya çalışıldı. Hainliğin temsilcileri olan TKP militanlarından Ahmet K. ve Hürriyet Ş., kurdukları kalleş tuzakla, kanı pahasına görevini icra eden hâkime silahlı saldırı düzenledi.
Melih Sıtkı Dolunay, adalet için çıktığı yolda, köy yakınlarında, namluların karşısında eğilmektense; son nefesine kadar vazifesine sadık kaldı. O anda, sadece bir insan değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuku şehit düştü. O, en son kararını vermişti: Adalet, can pahasına dahi olsa tecelli etmeliydi.
"Bir hâkimin son kararı, vatana adanmış bir ömrün mührüydü: Adalet, namlunun karşısında eğilmezdi."