"Kimi zaman ekmek davası sanılan yol, aslında bir milletin namus davası olur."
ADI: İSMET YILMAZ – ATEŞTEN BİR YÜREK
Takvimler 7 Temmuz 1978'i gösterdiğinde, bu vatanın kaderini sırtlayan isimsiz kahramanlardan biri, İstanbul’un karanlık sokaklarında destanını yazıyordu. O, sadece bir esnaf değildi; o, ideallerine gönül vermiş, ülkücülük şuurunu alın terinin temizliğiyle birleştirmiş bir vatan evladıydı. Doğduğu topraklar, Sivas’ın çetin coğrafyasıydı; ruhu ise Türk milliyetçiliğinin sarsılmaz inancıyla mühürlenmişti. O, adıyla anılan, varlığıyla onur duyulan bir Ülkücü Şehitti.
GURBETTEKİ ALIN TERİ VE ADANMIŞLIĞIN MÜHRÜ
İsmet Yılmaz, ailesine daha iyi bir hayat sunmak, rızkını helal yoldan kazanmak üzere Sivas’tan kalkıp İstanbul’a gelmişti. Şişli-Çeliktepe’de kurduğu kuru temizleme dükkânı, onun helal mücadelesinin karargâhıydı. Kendi halinde bir esnaf olarak görünse de, onun yüreği Ülkücü İşçiler Derneği’nin (ÜİD) bayrağı altında atıyordu. O, dükkânında elindeki lekeyi temizlerken, zihninde vatanın üzerine düşmüş kara lekeleri temizlemenin mücadelesini taşıyordu. Onun hayatı, sadece geçim değil, aynı zamanda inancın da çilesiydi.
O KARANLIK GÜN: SON MESAİ, SON YÜRÜYÜŞ
Şehadet gecesi, İsmet Yılmaz’ın ne denli gayretli bir yiğit olduğunu gösteriyordu. Saatler 23.00’ü gösterdiğinde, İstanbul’un geceye teslim olduğu vakitte bile, o hâlâ mesainin başındaydı. Dükkânının kepengini kapatmış, günün yorgunluğunu omuzlarında taşıyordu. Yanında, kader arkadaşı, hemşehrisi ve ülküdaşı olan bankacı Necati Kaya vardı. Bu, iki yorgun, iki temiz yürekli insanın evlerine doğru attığı sıradan adımlardı; ne bir taarruz, ne bir eylem. Sadece ekmeğini kazanmış olmanın huzuruyla yürüyüş.
KALLEŞ TUZAK VE MUKADDES DÜŞÜŞ
Ancak karanlık, bu temiz adımları kıskanmıştı. Çeliktepe Aybey Sokak, o gece iki yiğidin son durağı olacaktı. Pusuda bekleyen, vicdanlarını ideolojilerine kurban etmiş komünist militanlar, iki silahsız ülküdaşın üzerine namlularını çevirdiler. İsmet Yılmaz, vatanına ve inancına olan sadakati yüzünden hedef seçilmişti. Vurulmak suretiyle, yürüdüğü yolda, evine varmasına saniyeler kala, kalleşçe kurulan bir pusuyla şehadet mertebesine yükseldi.
Necati Kaya ise, bu hain saldırıdan karnından ağır yaralı olarak kurtuldu ve son nefesini vermemek için hastaneye kaldırıldı. O gece, sadece bir can alınmadı; emek, dürüstlük ve millî duruş hedef alındı. İsmet Yılmaz, yoldaşını yaralı bırakarak, mücadelesinin en yüce bedelini, canını ödeyerek bu fani dünyadan ayrıldı.
EBEDİYETE YOLCULUK
Bir esnafın dükkânını kapattığı İstanbul’dan, bir kahramanın naaşı, ait olduğu topraklara uğurlandı. İsmet Yılmaz’ın aziz bedeni, doğduğu topraklara, Sivas’ın Suşehri ilçesi, Canköy’de, milletinin duaları eşliğinde toprağa verildi. O, gurbette rızık arayan bir babayken, döndüğünde, uğruna yürüdüğü ülkülerin sönmez meşalesi olmuştu.
"O gece Aybey Sokak'ta bir esnafın dükkânı kapandı; ancak bir milliyetçinin ruhu, adanmışlığın destanına ebediyen mühürlendi."