"VATAN İÇİN YANAN BİR YÜREĞİN HESABI, NE BİR TEHDİTTE KAPANIR NE DE BİR KURŞUNLA SİLİNİR."
ŞEREFLİKOÇHİSAR’DAN YÜREKLERİN ORTASINA
Tarih 6 Temmuz 1977’yi gösterdiğinde, Anadolu’nun derinlerinden, Şereflikoçhisar’ın sessiz topraklarından gelip Ankara’nın çetin kavgalarına omuz veren bir yiğit, adını sonsuzluğa yazmaya hazırlanıyordu. O, Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit Ramazan Turhan’dı. Mesleği, teknik bilgisiyle ülkesine hizmet etmek isteyen bir teknisyendi. Ancak o, sadece makinelerin değil, aynı zamanda milli vicdanın da teknisyeni olmayı seçmişti.
ODTÜ: İDEALLERİN ATEŞ ÇEMBERİ
Ramazan Turhan, kısa süre önce ODTÜ’de teknisyen olarak göreve başlamıştı. Bu, sadece bir iş başlangıcı değil, aynı zamanda bir adanmışlık yeminiydi. Zira o yıllarda, bu yüksek ilim yuvasında Ülkücü olmak, her anını bir cephe hattında geçirmek demekti.
O, inandığı değerlerin bedelini ağır ödedi. Korkak gölgeler, defalarca üzerine yürüdü. Tehdit edildi, yalnız bırakılmaya çalışıldı ve bizzat canına kastedilerek dövüldü. Bu saldırıların her biri, ruhunda açılan bir yara değil, duruşunu daha da sağlamlaştıran bir nişaneye dönüştü. O, karanlık ne kadar yoğunlaşırsa yoğunlaşsın, inancından zerre taviz vermedi, yine de yılmamıştı. Bu, sadece cesaret değil, bir milletin geleceğine olan sarsılmaz imanın destansı bir göstergesiydi. Ramazan Turhan, o çetin yılların ODTÜ’sünde, haksızlığa karşı duran bir iradenin sembolüydü.
6 TEMMUZ 1977: SON KEZ GÜNEŞİN ALTINDA
Ankara, 6 Temmuz 1977 Çarşamba günü, sıradan bir iş çıkışına tanıklık ediyordu. Ramazan Turhan, görevini tamamlamış, servise binmiş ve yuvasına doğru yola koyulmuştu. O anlarda, geleceğe dair umutları ve vatan sevgisi dışında hiçbir silahı yoktu.
Ancak alçaklık pusu kurmuştu. Kirli emellerin kiralık uşakları, onun attığı her adımı, taşıdığı bayrak aşkını takip ediyordu. Onlar, bir vatan evladını daha bu topraklardan koparmaya karar vermişlerdi. Amaçları, sadece bir can almak değil, ülkü sancağını tutan elleri kırmaktı.
HAMAMÖNÜ: İHANETİN KURŞUNLARI VE EBEDİ MAKAMA YÜRÜYÜŞ
Servis, Hamamönü’nde durduğunda, Ramazan Turhan son kez sivil hayatın karmaşasına karıştı. O, evine yürüyordu; ama kader onu, milliyetçiliğin en yüce makamına doğru yönlendirmişti.
Pusu, karanlık bir kararlılıkla bekliyordu. Fırsatını buldukları o hain anda, namertçe saldırarak Ramazan Turhan’ı kurşunladılar. O an, bir teknisyenin hayatı son bulmadı; inancının kefaretini ödeyen bir kahraman, ebedi bir destana adım attı.
Düşman, onun fiziki varlığını katletmiş olabilir; ancak Ramazan Turhan’ın, ODTÜ’nün zorlu şartlarında bile sarsılmayan duruşu, tehditlere rağmen geri adım atmayışı, 6 Temmuz 1977 Ankara’sında vatan için verilen en büyük, en onurlu ders olarak tarihe kazındı. O, şehadetle taçlanan bu kutlu yolculuğunda, sadece bir tekniysen değil, davasının yılmaz bir neferi olduğunu kanıtladı.
"RAMAZAN TURHAN DÜŞTÜ AMA ONUN CESARETİ, VATANIN KALBİNDE YENİDEN KÖK SALAN BİN YILLIK BİR ÇINARIN TOHUMU OLDU."