"Bazı hayatlar bir destanın ilk satırıdır; kısa sürer ama yüzyıllık bir vatan aşkını içinde barındırır."
YÜREĞİNDE TAŞIDIĞI YEMİN
O, sıradan bir öğrenci değildi; adı Ramazan Yeşilyayla’ydı ve ismi, henüz gencecik yaşta üstlendiği büyük bir davanın nişanesiydi. O, Türk Milliyetçisi ruhuyla büyüdü, Ülkücü hareketin dürüst ve korkusuz neferi oldu. Doğduğu topraklar, Burdur, aynı zamanda canını feda ettiği kutsal vatan köşesiydi. Ramazan Yeşilyayla, sadece bir birey değil, 1980’li yılların o karanlık fırtınasında, inandığı değerler uğruna geri adım atmayacağını kanıtlayan bir sembol haline geldi.
BURDUR GECELERİNDE BİR IŞIK
Ramazan, geleceği inşa etme sorumluluğunu omuzlarında taşıyan bir gençti. Mesleği: Öğrenci. O, Burdur Akşam Lisesi'nin koridorlarında hem derslerine hem de milletine olan bağlılığına çalışıyordu. Günün yorgunluğunu, ülküdaşlarıyla paylaştığı ideallerin ateşiyle dindiriyordu. Gecenin karanlığı çökse bile, o, kalbindeki vatan sevgisiyle çevresine ışık saçmaya devam ediyordu. Onun hayatı, bir idealin sadece gündüz değil, her an yaşanabileceğini gösteriyordu.
SANCILI MİRAS
Ramazan, içinde yaşadığı mücadelenin ağırlığının farkındaydı. Bu yol, fedakârlık yolu, ailesi için bile kanla yazılmıştı. Daha önce, biraderi de aynı zalim saldırıların hedefi olmuş, yaralanmıştı. Bu acı tecrübe, Ramazan’ın önünde, vazgeçişi seçebileceği bir dönemeçti. Ancak o, ailesinin çektiği acıya rağmen, davasından asla dönmedi. Abisine yapılan saldırı, onun omuzlarındaki yükü artırdı, duruşunu daha da sağlamlaştırdı. O, tehlikenin gölgesinde yaşamayı değil, tehlikenin üzerine yürümeyi seçmişti.
KADERİN SİNEMASI: 03 NİSAN 1980
Takvimler, genç bir idealistin hayatının en trajik perdesini açtığı o günü gösteriyordu: 03 NİSAN 1980. Burdur’da, sıradan bir akşam yaşanırken, Ramazan bir sinema salonundaydı. Masumiyetin ve sükûnetin hüküm sürdüğü bu yerde bile, düşmanlık onu takip etmişti. Celladı, üst kattan, balkondan onu hedef almıştı. Kahramanlık, bazen bilmediğin bir tehlikeye karşı korunmasız kalmaktır. Ramazan, bir filmin akışını seyrederken, kendi filminin son sahnesine doğru yaklaştığının farkında değildi.
O an geldi. Katil, bulunduğu karanlık noktadan aşağı indi. Korkakça saklanmak yerine, dürüstlüğün temsilcisi Ramazan’ın üzerine yürüdü. Silahı, soğuk bir bıçaktı. Ne bir uyarı, ne bir kaçış şansı... İdealleri uğruna dimdik duran o gencecik beden, hain bir saldırıyla karşı karşıya kaldı.
ŞEHADETİN SON NEFESİ
Ani bir darbeyle, Ramazan Yeşilyayla, Burdur’un kalbinde, o sinema salonunun zemininde, inandığı yolda son nefesini verdi. Bir öğrencinin hayatı, bir millete adanmışlık yeminiyle mühürlenmiş oldu. O gün, Ramazan bedenini kaybetti, ancak 03 NİSAN 1980 tarihi, onun adını, Türk milliyetçiliği davasının şanlı ve dokunaklı şehitler defterine kanla yazdı. O, korkunun hüküm sürdüğü bir dönemde, davasını canıyla yücelten isimsiz kahramanlardan biri oldu.
"O, gencecik bir öğrenciydi, ama vatanın namusunu koruyanların tarihine 03 Nisan 1980'de kanıyla imzasını atan bir destandı."