"Bazı hayatlar, karanlık çağlarda dahi ışık saçan bir meşale gibi yanar; Mehmet Şahinoğlu’nun adanmışlığı da bu ateştendir."
KIZILHİSAR’DAN YÜKSELEN SES
Gaziantep’in Şahinbey ilçesine bağlı Kızılhisar Köyü’nün bereketli topraklarında doğdu. O, sadece bir vatan evladı değil, ülkücü davanın sarsılmaz bir neferi, Türk Milliyetçiliğinin henüz 24 yaşında olan yiğit sesiydi. Gençliğinin baharını yaşarken, omuzlarında büyük bir sorumluluk taşıyordu: Bir eş ve bir evlat babasıydı. Ailesine olan sevgisi kadar, mensubu olduğu millete olan bağlılığı da yüreğinde kök salmıştı.
GÖREVİN EŞİĞİNDE: KUTSAL SORUMLULUK
Gaziantep Çocuk Hastanesi koridorları, onun fedakârlığına tanıktı. Henüz 24 yaşındayken, hayatını insan sağlığına hizmete adamış, en masum canların sığındığı o kutsal mekânda görev yapıyordu. Ülkede siyasi fırtınaların en şiddetli estiği, kardeş kanının sokakları boyadığı o çetin 1980 yılının zorlu koşullarında dahi, o, hizmetten bir an bile geri durmadı. O’nun için hastanede yaptığı her iş, cephede tuttuğu nöbetten farksızdı; milletine olan borcunun ödeniş biçimiydi.
05 TEMMUZ 1980: HİZMETİN ORTASINDA KAN
Takvimler, milletin kaderinin yazıldığı o kara günü, 05 Temmuz 1980’i gösteriyordu. Mehmet Şahinoğlu, görev yerinde, hastanenin temizliğini yaparken, adanmışlığın huzurunu taşıyordu. Fakat, komünist ideolojinin kör nefretini taşıyan, devrimci-solcu militanlar, hizmetin ortasında, masumiyetin sığınağında pusu kurmuşlardı.
Hiçbir uyarı, hiçbir kaçış şansı olmadan, hizmet eylemi silah sesleriyle kesildi. Ülküdaşımız Mehmet Şahinoğlu, hain bir silahlı saldırının hedefi oldu. Bu saldırı, sadece bir bireye değil, hizmet ruhuna ve milletin birliğine karşı yapılmıştı. Görev başında, temizlik yaparken kanlar içinde kalan 24 yaşındaki bu kahraman, inandığı değerler uğruna düşüşe geçti.
ANKARA YOLUNDA YAZILAN DESTAN VE EBEDİ İSTİRAHAT
Ağır yarasıyla Gaziantep Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı; ancak yaraların derinliği, o dönemin imkânlarını aşıyordu. Bir kahraman, yaralı bir sancak gibi, son umutla başkent Ankara’ya sevk edildi. Tedavi için kilometrelerce yol kat edildi; fakat kader mühürlenmişti. O’nun ruhu, artık bedeni taşımayı reddeden bir fedakârlık destanına dönüşmüştü.
Uğruna yaşadığı vatanın göklerinde yücelerek, tedaviye cevap vermeyen ağır yaralarıyla şehadet mertebesine ulaştı. 05 Temmuz 1980’de, görevi başında başladığı destan, Ankara’da ebediyete kavuştu. Genç bir babanın, adanmış bir Türk milliyetçisinin naaşı, vasiyetini taşırcasına, doğduğu toprak olan Kızılhisar Köyü’nde, sevenlerinin ve ülküdaşlarının omuzlarında toprağa verildi. Mehmet Şahinoğlu, sadece bir hayatı kaybetmedi; fedakârlığın nasıl bir miras bırakacağını göstererek ölümsüzleşti.
"Adı, tarihin kuru satırlarında bir olgu değil; 24 yıllık kısa ömrüyle dahi, vatanın bekası için tereddütsüzce atılmış kahramanlık andı olarak kalacaktır."