"Bazı hayatlar bir kitaba sığmaz, çünkü onların son sayfaları, milletin tarihine kanla yazılmıştır."
KİMLİĞİ VE BİR YEMİNİN ADI
O, sadece bir isim değildi; o, adanmışlığın en saf hali, bir fikrin çelikleşmiş iradesiydi. TURAN TANER. Onun ismi, Türk Milliyetçisi ve Ülkücü Şehit unvanlarıyla birlikte anılır. Bu unvanlar, onun hayata dair mesleğinden ya da doğduğu toprağın sıradanlığından çok daha önemliydi; bunlar onun varoluş nedeniydi. Kayıtlarda doğum yeri ve mesleği karanlıkta kalmış olabilir; zira Turan Taner, kendisini yalnızca bir davaya adamış, kökenini millet, mesleğini ise kahramanlık olarak seçmişti.
ORDU'DA ÇEKİLEN SON NEFES
4 TEMMUZ 1980. Takvimler, ülkenin en çetin, en karanlık günlerini işaret ederken, Turan Taner Ordu’daydı. Ordu, o gün onun için bir şehir olmaktan çıkmış, bir direniş ve vefa cephesine dönüşmüştü. O tarih, sadece bir ölüm günü değil, inancın ölümsüzleştiği bir mühürdür. O, canının en kıymetli hazine olduğunu bilerek, bu hazineyi ülkü uğruna tereddütsüzce feda etmeyi seçti.
YARIM KALAN KAYITLARIN SIRRI
Şehidin kayıtlarında hayati detaylar eksiktir. Mesleği, kim bilir, bir öğretmen miydi, bir işçi mi, yoksa bir öğrenci mi? Bilinmez. Ama o, bu dünyadaki unvanların geçiciliğini kanıtlayarak, asıl ve tek mesleğinin bu topraklara sadakat olduğunu ilan etti. Doğduğu yerin kaydı silinmiş olabilir, ama onun son nefesini verdiği yer (ORDU), vicdanlarda sonsuza dek parlayacaktır. Çünkü onun varlığı, sıradan bir hayat sürmek için değil, tarihe bir duruşun adını yazdırmak içindi.
SON ADIMIN BİLİNMEYEN CESARETİ
OLAY GÜNÜ. Bu başlık, kahramanlığının zirve noktasıdır; çünkü o gün yaşananlar detaylı anlatılmaz, satırlar boş bırakılmıştır. Bu boşluk, Turan Taner’in büyüklüğünü gösterir. O, ne ile karşılaştığını, hangi tehlikeye yürüdüğünü biliyordu. Kayıtlar, onun son anlarında sergilediği metaneti, düşman karşısındaki kararlılığını anlatamaz; ama biliriz ki o, bir adım dahi geri atmadı. O karanlık günde, Turan Taner, üzerine gelen tehdide göğsünü siper etti. Olayın kronolojisi silinmiş olabilir, ama onun o son, bilinmeyen adımı, bir destanın başlangıcıdır. Turan Taner, hiçbir tanığın anlatamadığı o anlarda, davasına olan bağlılığını canıyla ispat etti.
4 TEMMUZ 1980'İN EBEDİYETİ
4 Temmuz 1980’de Ordu’da ŞEHİT EDİLDİ. Bu eylem, onun fiziksel varlığını sona erdirmiş olabilir; ancak o, bedenini toprağa, ruhunu ise Türk milletinin hatırasına adadı. Turan Taner’in şehadeti, sadece bir kayıp değil, gelecek nesillere bırakılmış, çelikleşmiş bir mirastır: Vatan sevgisinin bedeli, canla ödenir.
"Turan Taner’in hayat hikâyesi kayıp olabilir, ancak fedakârlığının imanı, toprağın üstünde daima bir destan olarak kalacaktır."