"Gökyüzü karardığında, bir milletin vicdanı ayağa kalkar. Azmi Doğan’ın ruhu, adanmışlığın mühürüdür."
KİMLİĞİ VE BİLDİĞİ TEK YOL
O, hayatı boyunca sadece bir unvan taşıdı: Türk Milliyetçisi Ülkücü. Azmi Doğan, adını ve ruhunu sadakatle yoğurmuş bir yiğit olarak Konya'nın derin köklerinden, Derebucak Tepearası Köyü’nden yükseldi. Onun kimliği sadece bir isimden ibaret değildi; o, uğruna yemin ettiği mukaddes davanın yaşayan kalkanıydı.
23 YILLIK YEMİN
Hayatının baharında, henüz 23 yaşındaydı. Önünde uzanan uzun yolları, şahsi geleceğini elinin tersiyle itmiş; ömrünün her gününü, ülkülerinin sarsılmaz inancına adamıştı. Onun gençliği, hesap kitap bilmeyen bir cüretin ve bedeli ne olursa olsun ödenecek bir yeminin simgesiydi. Azmi Doğan, yıllarla değil, taşıdığı bayrağın ağırlığıyla ölçülen bir hayat yaşadı.
KARANLIĞIN PUSU KURDUĞU GECE
Tarih 4 Temmuz 1979’u gösterdiğinde, Konya’nın gökleri sinsi bir karanlığa bürünmüştü. O yılların zehirli ikliminde, vatan evlatları pusu gölgelerinde hedef haline geliyordu. O gece, "karanlık eller" yine sinsice planlar kurarken, hedefte Azmi Doğan vardı. Kahramanımızı vuran, adaleti temsil etmesi gereken bir figür, bir gece bekçisiydi. Bu alçakça saldırı, cepheden bir meydan okuma değil, vefasızlık ve ihanetle örülmüş bir pusu idi.
MÜCADELE VE SON NEFESİN VEFAKÂRLIĞI
Ağır yara almıştı, ancak Azmi Doğan yaşamın ellerinden kayıp gitmesine izin vermemek için son gücüyle direniyordu. Hastaneye kaldırıldı; bu, hayatla ölüm arasındaki son umut köprüsüydü. Fakat onun ülkücü kimliği, ne yazık ki, insaniyetin önüne geçti. İlk müdahale edilmesi gereken yerde, hastane görevlileri onun davasını öğrenince, vicdanın kapılarını yüzüne kapattılar ve ilgilenmediler. Azmi Doğan, kurşunun acısından çok, bu nefretin ve vefasızlığın soğukluğunu hissetti.
İkinci bir hamleyle, hayatını kurtarabilmek umuduyla Konya Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Ancak kritik zaman yitirilmiş, yiğidin damarlarındaki hayat gücü çekilmişti. O, sadece yarasına değil, cehaletin yarattığı engellere de karşı savaşıyordu. Yapılan bütün müdahaleler, yitirilen onca kana karşı koyamadı. Azmi Doğan, son nefesini, inandığı değerler uğruna döktüğü kanın şahitliğinde verdi.
EBEDİ DURAĞI
4 Temmuz 1979’da Konya toprakları, bir evladının daha şehadetiyle titredi. Azmi Doğan, 23 yaşında, ihanetin ve ihmalin kesiştiği yerde, davasının ölümsüz bayrağı oldu. O, bedenini kaybetti ama ruhunu tarihin ve milletinin hafızasına kazıdı.
"Ve 23 yıllık ömrüne sığdırdığı o büyük cüret, üzerinden yıllar geçse de Konya topraklarında kanayan bir şeref yarası olarak kalacaktır."