"Tarih, sadece doğanları değil, inandığı değerler uğruna alnı açık ölenleri yazar."
MİLLETİN YÜREĞİNDEN KOPAN SES
O, bir sıfatla değil, bir duruşla tanımlanmıştı: TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ. Hayata nerede ve hangi yıl başladığı, fani kayıtların soğuk sayfalarında eksik kalmış olabilir; zira o, kendini sadece coğrafyaya değil, kutlu bir davaya adamıştı. Mecit Abbasoğlu, varlığıyla davasının sadık bir temsilcisiydi, ruhuyla ise 1980 yılının zorlu Kars topraklarında kök salmış bir yiğit. O’nun hikayesi, bir doğum tarihiyle değil, bir Şehadet tarihiyle, 03 TEMMUZ 1980 ile mühürlenmiştir.
TUHAFİYE DÜKKÂNINDA BİR DEVRİM
Kars’ta, en çetin rüzgarların estiği bir dönemde, Mecit Abbasoğlu ESNAF olarak, bir TUHAFİYECİ olarak yaşamını sürdürüyordu. O’nun dükkânı, sadece kumaşların ve ipliklerin satıldığı bir mekân değil; inandığı değerlerin, savunduğu ülkülerin sessizce yaşatıldığı bir mevziydi. O, ticaretle meşgul olsa da, ruhu sürekli uyanıktı. Zor zamanlarda, duruşuyla çevresindekilere cesaret veren bir esnaf, ailesine sadık bir fert ve milletine adanmış bir neferdi. Sessiz cephesi, Kars sokaklarında yankılanan kargaşa karşısında dürüstlüğün ve kararlılığın timsali olarak duruyordu.
KARANLIĞIN PUSU KURDUĞU TEMMUZ
Takvimler 03 TEMMUZ 1980’i gösteriyordu. Gün, ağır ve gergin geçmişti. Mecit Abbasoğlu, günün sonunda, kardeşiyle omuz omuza, iş yerinin kapılarını kapattı. Vakit, akşamın alacakaranlığına yaklaştığı saat 19.30 sıralarıydı. Kardeşiyle birlikte yorgun adımlarla evlerine doğru ilerlerken, kahramanlığın bedelinin ödeneceği o anın yaklaştığını hissediyor muydu? Bilemeyiz. Ancak, davasına adanmış her yiğit gibi, O’nun da her adımının bir tehlikeye doğru olduğunu biliyordu.
SON DURUŞ VE YAYLIM ATEŞİ
O an geldi. Karanlığın gölgeleri arasından, ideolojik kinle bilenmiş iki MLSP/B militanı fırladı. Hedef belliydi: İnancından taviz vermeyen Ülkücü duruş. Sakin bir akşam yürüyüşü, bir anda kanlı bir pusuya dönüştü.
Mecit Abbasoğlu’nun o anda ne düşündüğü, kardeşini korumak için ileri atılıp atılmadığı veya son anlarda nasıl bir cesaret gösterdiği, olay yeri raporlarının soğuk satırlarında yazılı değildir. Ancak şunu biliyoruz: Vücudunun hedef alındığı o anlarda, tereddüt etmedi. Gözünün içine bakan tehlikeye, sırtını dönmedi. İki hain tarafından, korkakça açılan acımasız BİR YAYLIM ATEŞİNE tutuldu.
O kurşunlar, Mecit Abbasoğlu’nun bedenine isabet ettiğinde, sadece bir esnafın hayatı sonlanmadı; bir milletin davası için ödenen fedakarlığın sembolü ebediyete yükseldi.
KARS'IN ŞEHADET MÜHRÜ
Mecit Abbasoğlu, 03 TEMMUZ 1980 akşamında, KARS’ta, dükkânından evine giderken ŞEHİT EDİLDİ. O’nun son nefesi, inandığı değerlerin Kars semalarında asla sönmeyecek bir meşalesi oldu. O, bedenini düşmana siper ederek, adını şehitler kervanına yazdırmış bir kahramandır. Mecit Abbasoğlu’nun hikayesi, küçük bir tuhafiye dükkanının gölgesinden çıkarak, milletin büyük destanına katılmıştır.
"Mecit Abbasoğlu, 03 Temmuz 1980 akşamı Kars'ta değil, milletinin sarsılmaz hafızasında sonsuzluğa yürüdü."