“Bazı ruhlar, ölüme meydan okuyacak kadar genç, davasına adanacak kadar kadimdir.”
HASAN YAR: 16 YAŞINDAKİ HİLALİN GÖKLERE YÜKSELİŞİ
KİMLİĞİ VE YÜREĞİ
O, sıradan bir öğrenci değildi; o, 16 yıllık kısa ömrüne bir devin duruşunu sığdırmış bir ülkücüydü. Adı Hasan Yar’dı. Doğduğu topraklar, Trabzon'un Of ilçesine bağlı Gülpınar beldesiydi; Karadeniz’in hırçınlığı ve davasına olan bağlılığı ruhuna işlemişti. Trabzon Lisesi’nin sıralarında oturuyor, fakat asıl eğitimini milli şuur ve fedakârlık üzerine alıyordu. Hasan Yar, henüz bir fidan iken, 3 Temmuz 1980’in karanlık atmosferinde, milletinin geleceği için en ağır bedeli ödemeye hazır bir kahramandı.
ADANMIŞLIĞIN KADER GÜNÜ
Takvimler o kara günü gösterdiğinde, 3 Temmuz 1980’de, Trabzon nefesini tutmuştu. Hasan, her zamanki gibi Atapark’ta bulunan Büyük Ülkü Derneği’ne gitmemişti. Belki bir ödev, belki de kaderin onu çağırdığı o yalnızlık anıydı. Ülküdaşları, o yürekli neferi yanlarında göremeyince meraklanıp evine gittiler. Karşılaştıkları manzara, sadece bir cinayet sahnesi değil, destansı bir direnişin son sayfasıydı.
YALNIZ MÜCADELE VE SON DİRENİŞ
Hasan Yar, evinde pusuya düşürülmüştü, ancak o, teslim olmayı reddetti. 16 yaşındaki bedeniyle, karşısındaki karanlık güce bir yiğit gibi direndi. Bu, pasif bir kurbanın düşüşü değil, vatan sevdasıyla yanan bir yüreğin son çatışmasıydı. Katillerle göğüs göğüse mücadele ettiği, öfkesini ve kararlılığını onlara hissettirdiği, boynunda kalan 15 santimetrelik kadın tırnağı iziyle mühürlenmişti. Bu derin çizik, onun son nefesine kadar ülkülerini savunduğunun ve mücadelesini kanıyla ispatladığının sessiz tanığıydı.
ŞEHADETİN DAMGASI
Hasan, direnişini hayatıyla taçlandırırken, katiller karanlık emellerini iki kurşunla tamamladılar. Biri, tam da duruşunun sembolü olan yüzüne, burun ile üst dudak arasına (sağ burun deliğinin altına) isabet etmişti; diğeri ise sol kulağının hemen önündeydi. Bu kurşunlar, sadece genç bir bedeni hedef almadı; bir idealin sesini kısmaya çalıştılar. Ancak Hasan Yar, yere düştüğünde dahi yenilmedi; şehadet mertebesine ulaşarak, davasının ebedi sancağını yere düşürmedi.
GÖREVLENDİRİLMİŞ KARANLIK
Bu eylem, adi bir suç değildi. Çok sonradan, Ankara'da ODTÜ'de başka bir olaydan ötürü yakalanan komünist bir kadın, itirafıyla bu cinayetin planlı ve organize bir saldırı olduğunu ortaya koydu. O, ve yandaşları, sadece 16 yaşındaki bir lise öğrencisi olan Hasan Yar’ı susturmak için Ankara’dan özel olarak görevlendirilmişti. Bu itiraf, Hasan’ın şahsi bir kurban değil, adanmışlığı nedeniyle hedef seçilmiş bir nefer olduğunu kanıtladı. 16 yaşındaki bir kahramanın, davası uğruna kurulan ulusal bir komploya karşı tek başına duruşu, tarihin altın sayfalarına yazılmıştır.
“16 yaşındaki bir fidanın dökülen kanı, bir milletin toprağına atılan en sarsılmaz tohumdur. O, yarım kalan bir hayat değil, tamamlanmış bir yemindir.”