"Vatan toprağına düşen her genç fidan, aslında tarihin en büyük yeminidir."
KİMLİĞİ VE EBEDİ DURUŞU
O, henüz baharına yeni adım atan, Balıkesir’in Gönen ilçesinden filizlenmiş bir fidandı. Adı Mesut Akarsu idi. Ömrünün takvimi, sadece 16 yaşına işaret etse de, ruhu ve duruşu çağlardan daha görkemliydi. Mesut, sadece bir genç değil; millî davanın sadık bir neferiydi.
ADANMIŞLIĞIN YUVASI
Mesut’un yolu, kaderini yazan bir davaya bağlanmıştı. Ağabeyi Bülent Akarsu, MHP’nin Gönen İlçe Başkanı olarak bayrağı omuzluyordu. Mesut ise, bu mücadelenin en ön saflarında, fikirlerin ve inancın yuvası olan matbaada, ağabeyinin yanında çalışıyordu. O matbaa, sadece kâğıt ve mürekkep değil, aynı zamanda ülkülerin basıldığı, direncin yeşertildiği bir kaleydi.
KADERİN ÇAĞRISI: 03 TEMMUZ 1979
Tarihler 03 Temmuz 1979’u gösterdiğinde, Balıkesir’in Gönen ilçesi, bir ihanet gölgesine sahne oluyordu. Ağabey ve kardeş Akarsu’lar, matbaanın ışıkları altında, görevlerinin başında duruyorlardı. Ancak karanlık, beklenen anı geldiğinde matbaanın kapısını şiddetle çaldı.
Ülkenin birliğine ve düzenine kasteden, kinle bilenmiş devrimci solcu-komünist militanlar, matbaaya silahlı baskın düzenledi. Bu, sadece bir saldırı değil, inançlara karşı yapılmış alçakça bir suikast girişimiydi. Silahlar ateşlendiğinde, davasının bayraktarı olan MHP İlçe Başkanı Bülent Akarsu ilk darbeyi alan kişi oldu.
YÜREĞİNDEN YÜKSELEN DİRENİŞ
Ağabeyinin vurulduğunu, kanının yere aktığını gören 16 yaşındaki Mesut Akarsu için o an, hayatının en büyük kararıydı. Ya sinip canını kurtaracaktı, ya da kendisinden kat kat güçlü, silahlı katillere karşı, çıplak bir cesaretle dikilecekti.
Mesut, tereddüt etmedi. Gözünde yaş, yüreğinde korku yerine alev vardı. O anda, 16 yıllık bedeni, bir öfke tufanına dönüştü. Abisinin davasını ve hayatını korumak için, geri adım atmayı reddederek, saldırganlara karşı koymaya çalıştı.
O, korkuyla kaçan bir çocuk değil, inancının ardında duran destansı bir kahramandı.
SON NEFES VE EBEDİYET
Mesut Akarsu’nun bu onurlu direnişi, caniler için affedilmez bir cüret oldu. Vatan sevgisinden gözleri parlayan bu genci de hedef alarak, onu susturmak istediler. Kurşunlar, Balıkesir’de, Mesut’un duruşunu vurduğunda, bir Şehit doğmuştu.
Mesut Akarsu, 03 Temmuz 1979 günü, matbaanın karanlık zemininde, cesaretin en saf örneğini sergileyerek şehit oldu. Ağabeyi Bülent Akarsu yaralı kurtulsa da, küçük kardeş Mesut, daha 16 yaşında, adını tarihe, fedakarlığın ve sonsuz adanmışlığın en hüzünlü ve en görkemli satırına yazdırdı.
"Bazı hayatlar kısa sürer; ancak bıraktıkları iz, binlerce yıllık destanlara bedeldir."