"Bazı hayatlar bir ömür sürer; bazıları ise, sadece 22 yıla binlerce yıllık bir yemin sığdırır."
KİMLİĞİ VE YEMİNİ
Sivas’ın usta yurdu, Ulaş’ın Küpeli köyü... orası sadece bir doğum yeri değil, destanların başladığı yerdi. Adı, Meftun Küpeli’ydi. O, sadece toprağın bir evladı değil, inancının sarsılmaz bekçisi, bir Türk Milliyetçisi ve Ülkücü hareketin genç neferiydi. Kanını ve canını taşıdığı bu kutsal kimlik, 1980’li yılların karanlık dehlizlerinde ödenmesi gereken en yüksek bedeli beraberinde getirecekti.
GENÇ BİR ÖMÜR, BİR ADANMIŞLIK YUVASI
Meftun, hayatın baharında, henüz 22 yaşındaydı. Gençliğin enerjisiyle, alnının terini dürüstlükle birleştirmiş bir esnaftı. İstanbul, Bayrampaşa’nın çetin taşları üzerinde, Demirciler Hürkent Sitesi’nde abisinin iş yerinde çalışıyor, rızkını kazanırken vatanın geleceğine olan inancını taşıyordu. O, büyük bir metropolün kaosunda, bir Anadolu yiğidinin duruşunu temsil ediyordu. Genç yaşına rağmen, taşıdığı sorumluluk ve adanmışlık, onu sıradan bir esnaftan, yarının kahramanına dönüştürüyordu.
O KARANLIK GÜN: 03 NİSAN 1980
Tarih, bir ihanetin gölgesini taşır: 03 Nisan 1980. O gün, masumiyetin ve emeğin yuvası olan bu iş yerine, ideolojik nefretin kanlı gölgesi düştü. Marksist, Leninist Silahlı Propaganda Birliği’nin (MLSPB) komünist militanları, bir baskınla siteyi kana buladı. Bu, sadece bir iş yerine değil, millî duruşa karşı düzenlenen soğuk ve planlı bir saldırıydı.
SON DURUŞ VE KAHRAMANLIK ALAYI
Korkunun esir alamadığı o anlar... Baskın karşısında geri adım atmayan, teslimiyet göstermeyen Meftun Küpeli, kader anına yürüyordu. Onunla birlikte, komşu esnaf Kazım Memili Baba, oğlu Zeki Memili ve işçi Harun Yanartaş da kahramanlık alayına katılmıştı.
Cellatlar, dört yiğidi duvarın önüne sıraladılar. Bu, bir firar etme fırsatı değil, inancın ateşe atılma anıydı. Meftun Küpeli ve yoldaşları, düşmanın en aciz ve insanlık dışı yöntemini kullanarak, sırtlarından kurşunlanmak suretiyle şehit edildiler. O kurşunlar, sadece genç bedenleri değil, bir dönemin ahlaksız şiddetini de delip geçmişti. Onların şehadeti, basit bir cinayet değil, inancın yok edilemeyeceğini gösteren, kanla yazılmış bir mühürdü.
EBEGİ TOPRAĞA DÖNÜŞ
İstanbul’un soğuk duvarları arasında son nefesini vermiş olsa da, Meftun Küpeli’nin ruhu köklerine çağrıldı. O yiğidin aziz naaşı, doğduğu yuvaya, Sivas ilimizin Ulaş ilçesine bağlı Küpeli köyüne taşındı ve ebedi istirahatgâhına tevdi edildi. 22 yıllık kısa ömrü, Türk Milliyetçiliği tarihine sönmeyecek bir meşale olarak kazınmıştır.
"Bazı ölümler unutulur; ancak inancıyla duvarın önüne dikilen 22 yaşındaki bir yiğidin adı, zamandan çalınan bir destan olarak nesiller boyu fısıldanır."