"Haysiyet, ayaklar altına alınmaya çalışılan toprağın son kalesi için canını siper edenlerin adıdır."
BİR YEMİNİN NEFERİ: MUSTAFA ÖZDEMİR
Bu destan, tarihin karanlık bir dönemeçte Çorum’a attığı kanlı düğümü çözmeye çalışan bir yiğit hakkında. O, sıradan bir hayatın ötesinde, inandığı değerler uğruna son nefesini vermeyi seçen bir kahramandı. Mustafa Özdemir; Çorum’un evladı, toprağına ve milletine bağlılığın simgesiydi. Mesleği, alın teriyle geçinen bir İŞÇİ olabilirdi; ama ruhunun derinliklerinde taşıdığı en büyük unvan, TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT olmaktı. O, 02 TEMMUZ 1980 tarihinde şehadet şerbetini içeceği o kadim şehirde doğmuştu. Yüreği Çorum'du, kaderi de...
ÇORUM'UN ÜZERİNE ÇÖKEN KARANLIK
1980 yılı, ülkenin bağrında yanan fitnenin zirveye çıktığı dönemdi. Özellikle Çorum, yıkıcı ve bölücü ellerin hedefindeydi. Ham metinlerin soğuk yüzünün ardında, devrimci solcu komünist örgütlerin kışkırtıcılık ateşi vardı. Onlar sadece düzeni değil, toplumsal vicdanı da işgal etmeye çalışıyor, en acımasız silah olan mezhep kavgasını körüklüyorlardı. SSK Evleri çevresinde Sünni vatandaşlar yaşıyordu; masumiyetin ve günlük hayatın sürdüğü bu mahalle, alçak bir saldırının hedefi haline geldi.
DİRENİŞ VE KALE DUVARINI ÖRMEK
Tehlike yaklaşıyordu. Milönü mahallesinden gelen, sayıları 150-200 kişiyi bulan bir güruh, ellerinde silahlar, taşlar ve sopalarla o mahallenin üzerine yürüdü. Bu, sadece bir kavga değil, organize bir yıkım girişimiydi. Sünni mahallesi, taşlı ve sopalı bir saldırıyla kuşatıldı. Ancak kahramanlık, kaçışta değil, duruşta başlar. Mahalleli canını, namusunu ve yuvasını korumak için bir araya toplandı. Korku, yerini çelikten bir iradeye bırakmıştı.
SON NEFESİN FEDAİLERİ
Saldırganların gözleri dönmüştü; kini ve şiddeti, her türlü insanlığı aşmıştı. Savunmaya çalışan, sadece yuvasını korumak isteyen mahallelinin üzerine otomatik silahlarla vahşice ateş açtılar. Gökyüzünden sanki bir ölüm yağmuru iniyordu; kurşunlar yağıyordu.
Mustafa Özdemir, o an korkuyu yenmişti. O, bir işçiydi; hayatı zorluklarla geçmişti, ama vatanın namusunu korumak, tüm zorlukların üstündeydi. Karanlığın üzerine kararlılıkla yürüyen bu kahramanlar, geri çekilmeyi reddettiler.
İşte o an; hayatlarının en kritik, en onurlu anıydı. Açılan bu hain ateş sonucu Mustafa Sakar, Abdullah Sucu ve Mustafa Özdemir vuruldu. Üç yiğit, üç MHP’li genç, yere düşerken, yalnızca kanlarını değil, bir milletin onurunu da o toprağa bıraktılar. Onlar, en zorlu anda yuvalarına siper oldular, toprağa düşerken bile vatanı koruyan birer set oldular. Mustafa Özdemir, 02 TEMMUZ 1980 günü Çorum’da, adını ölümsüzlerin defterine yazdırarak toprakla kucaklaştı.
"Bazı ölümler acı bir son değil, milletin hafızasına kazınan, geleceğe ışık tutan sarsılmaz bir başlangıçtır."