"EN BÜYÜK KAHRAMANLIK, EN SADE HAYATLARIN İÇİNE GİZLENİR; TIPKI ALIN TERİYLE KAZANILAN EKMEĞİ, VATAN SEVGİSİYLE YOĞURMAK GİBİ."
KİMLİĞİ VE ALIN TERİ
Adı, Mehmet Gülmez. O, sarayların veya büyük makamların adamı değildi; o, toprağın, emeğin ve alın terinin kahramanıydı. Mesleği işçiydi. İstanbul'un kalabalığı içinde, Bakırköy Cennet Mahallesinde, ekmeğini boyacılık yaparak çıkarıyordu. Onun elleri, boya kokusuyla mühürlenmiş elleri, aynı zamanda memleket sevdasıyla yoğrulmuştu. O, sessizce yaşayan, fakat davasına sarsılmaz bir sadakatle bağlı olan neferlerden biriydi. Onun destanı, kalabalık caddelerde, gözden uzak bir fedakârlıkla yazılmıştır.
ADANMIŞLIĞIN BEDELİ
Mehmet Gülmez, seçtiği yolun bir ateş çemberi olduğunun farkındaydı. Daha o kara güne gelmeden, karanlığın gölgesi onun üzerine düşmüştü. Yolu kesilmişti, tehdit edilmişti. Vatan aşkının bedelinin ağır olduğunu biliyordu. Ancak bu tehditler, onun geri adım atmasına yetmedi. Her sabah işine giderken attığı her adım, sadece evine ekmek götürmek için değil, aynı zamanda inancını yaşatmak için atılmış bir cesaret adımıydı. O, tehlikenin üzerindeki kararlılığın timsaliydi.
28 HAZİRAN 1980: KADERİN DURAĞI
Takvimler, 28 Haziran 1980’i gösteriyordu. İstanbul, tarihinin en fırtınalı günlerinden birine daha uyanmıştı. Mehmet Gülmez, o gün Bakırköy Ebu Ziya Caddesinde yürüyordu. Bu yürüyüş, sıradan bir işçi yürüyüşü değil, adeta bir inanç yürüyüşüydü. O, sokağın ortasında, vicdanının sesiyle ilerlerken, kahpeliğin pusuya yattığı yerden çıkacağını bilemezdi.
KURŞUNLARA DOĞRU SON ADIM
Bakırköy’ün kalabalık caddesinde, birdenbire karanlık suretler belirdi. Gözleri kin ve nefretle dolu devrimci solcu-komünist militanlar, vatanına sevdalı bu gariban işçinin önünü kestiler. Onlar çoktular, silahlıydılar ve zalimce bir görev için gelmişlerdi.
Silahlarını, yalnızca ekmeğinin peşinde koşan bu onurlu ülküdaşımıza tereddütsüzce doğrulttular. Mehmet Gülmez, o anı yaşarken, belki son bir bakış attı İstanbul'un gökyüzüne; belki de son bir kez haykırdı inancını sessizce. Korku nedir bilmeyen bir yürekle, onlarca kişinin dehşet dolu gözleri önünde, bu alçakça saldırıya maruz kaldı.
SONSUZLUĞA YÜKSELİŞ
Ebu Ziya Caddesi, Mehmet Gülmez’in kanıyla ıslanırken, o an sadece bir can yitirilmedi; bir devrin vicdanı kanatıldı. Militanlar, onu kurşunlayarak yere yıktılar; fakat amaçlarına asla ulaşamadılar. Çünkü onlar, sadece bir bedeni durdurmuşlardı. Mehmet Gülmez’in boyacılıkla kazandığı helal lokması, onun şehadet mührü oldu. O, kandan bir destan yazarak 28 Haziran 1980 günü, vatan toprakları için düşen isimsiz kahramanlar kervanına katıldı.
"ALIN TERİNİ VATAN UĞRUNA DÖKENLER, DÜŞMAN KURŞUNUYLA DÜŞEBİLİRLER; ANCAK ONLARIN DÜŞTÜĞÜ HER YER, HÜRRİYETİN FİLİZLENDİĞİ KUTSAL TOPRAKLARDIR."