"Bazı hayatlar uzun bir hikaye değil, bir sancağın en yüksekteki, en cesur anıdır; 18 yaşın tertemiz defterine kanla yazılmış bir yemindir."
KİMLİĞİ VE BİR YURDUN YEMİNİ
O, sadece bir isim değildi; Tokat topraklarının, henüz 1987’de ilçe olmadan önce Arabacımusa adıyla bilinen kadim Yeşilyurt’undan kopup gelen, geleceğe adanmış bir fidanın ta kendisiydi. Adı Davut Duran idi. Henüz 18 yaşındaydı. Hayatının baharında, kitapların ve bilginin peşinde koşarken, gönlünü de büyük bir mefkûreye adamıştı. Samsun Eğitim Enstitüsü’nün sıralarında bir öğrenci olarak bulunuyordu; kalem tutan elleri, aynı zamanda vatanın geleceği için bir duruş sergiliyordu. Onun hayatı, bir dönemin sancısını, idealizmi ve genç yaşta yüklendiği ağır sorumluluğu yansıtıyordu.
SAMSUN'UN YAMAÇLARINDA BİR MÜCADELE NEFERİ
Genç Davut, Samsun’a sadece okumak için gelmemişti; o, ülküdaşlarının safında, fikri bir savaşın en ön cephesinde kararlı bir duruş sergiliyordu. 18 yaşının coşkusu ve imanıyla, dönemin karanlık ideolojik fırtınalarına karşı dimdik durdu. O, kürsülerde değil, zorlu yokuşlarda sınanan bir kahraman adayıydı.
28 Haziran 1978, takvimlerin kanla yazıldığı o uğursuz gün, Davut Duran’ın ismini milletin hafızasına kazıyacaktı.
28 HAZİRAN 1978: SON YÜRÜYÜŞ
Samsun’un kalbinde, İlkadım’ın Osmaniye Caddesi üzerinde, Zafer Sineması’ndan yukarı, Töb-Der binasına çıkan o yokuş... Bu yol, sıradan bir şehir yolu değil, bir yiğidin imanıyla karanlığa doğru attığı son adımların güzergahıydı. Genç Davut, o yokuşu tırmanırken, sadece fiziksel olarak değil, manevi olarak da büyük bir yükün altındaydı.
O gün, komünist militanlar tarafından kurulan pusu, sadece bir gence değil, bir neslin umutlarına sıkılmıştı. Olayın detayları, o son anın dehşeti ve Davut Duran’ın son direnişi tam olarak kaydedilmemiş olsa da, bilinen tek gerçek, onun düşmanın tuzağına yiğitçe yürüdüğü ve oracıkta kurşunlandığıdır. Gençlik rüyaları ve eğitim tutkusu, o dar sokakta ebediyete uğurlandı.
Davut Duran, geri dönmeyi seçebilecekken, bulunduğu cepheyi terk etmedi; 18 yaşının tüm cesaretiyle, karanlığın üzerine kararlılıkla yürüdü ve bu milletin geleceği için en değerli varlığını, canını feda etti.
ŞEHADETİN EBEDİ İSTİRAHATİ
28 Haziran 1978 günü, Samsun’un caddeleri genç bir ülküdaşın kanıyla ıslanırken, o artık yalnızca bir öğrenci değil, şehitlik mertebesine yükselmiş bir kahramandı.
Cenazesi, doğduğu ve ait olduğu topraklara, Tokat’ın Yeşilyurt ilçesine götürüldü. Onun 18 yaşında sonlanan hayatı, memleketinin toprağında huzur buldu. Davut Duran, gençliğini bir davaya adamış, bu uğurda bedenini feda etmiş ve ismini 1978 yılının destanına mühürlemiştir.
"Davut Duran, 18 yaşında iken bir mefkûreye can veren; davasına sözüyle değil, kanıyla mühür vuran ve o Samsun yokuşunda ebediyete yürüyen isimsiz kahramanların unutulmaz adıdır."