"İdealler uğruna verilen söz, 23 yıllık bir ömrün değil, ebedi bir davanın mührü olur."
ADANMIŞLIĞIN NEFERİ VE GENÇLİĞİN YEMİNİ
Antalya'nın kutsal topraklarında, Serik İlçesi'nin Yukarı Kocayatak Köyü'nde bir fidan yeşerdi: Adı Nurettin Aputkan. O, sadece doğduğu toprakların evladı olmakla kalmadı, ruhunu Türk-İslam Ülküsünün sarsılmaz neferliğine adadı. Gençti, daha 23 yaşındaydı. Hayatının baharındaydı, dört ay önce kurduğu yuvayı, henüz çiçekleri solmamış yeni bir evliliğin mutluluğunu yaşıyordu. Ancak onun omuzlarına yüklediği görev, kişisel saadetinin çok ötesindeydi.
Öğretmen okulundan mezun olduğunda, taşıdığı bayrağı en güçlü şekilde diktiği yer, yine kendi köyü oldu. O, sadece harf öğreten bir öğretmen değildi; o, milli şuur ve iman aşılayan, ülkü ateşiyle yanan bir irfan meşalesiydi. Hayatını bu kutlu yolda yaşar olmuş, her adımı ülkesine olan borcunu ödeme yeminiyle atılmıştı.
SERİK'İN HEDEFİ: O KARANLIK GÜN
Memleketin üzerine kara bulutların çöktüğü o hain dönemde, Serik'in sokaklarında dahi kin ve nefret kol geziyordu. Devrimci solcu-komünist militanlar, Nurettin Öğretmenin duruşundan, inancından ve savunduğu değerlerden rahatsız oluyor, günlerdir bu temiz yürekli ülküdaşımıza çatmak için bahane arıyorlardı. Onların amacı sadece bir genci susturmak değil, onun temsil ettiği tüm inancı yok etmekti.
Takvimler 27 Haziran 1976 akşamüzerini gösterdiğinde, pusu kuruldu.
ALÇAKÇA PUSU VE SON NEFESİN DİRENİŞİ
Karanlığın gölgeleri çökerken, o hain katillerden üçü, Nurettin Öğretmenin yolunu kesmek için harekete geçti. Bir kahramanın duruşuyla karşılaştılar; kiralık cellatlar önce sataşarak, sözlü bir kışkırtma ile onu sindirmeye çalıştılar. Ancak Nurettin Aputkan, imanıyla ördüğü zırhı asla eğmedi.
Bu çelikleşmiş duruş karşısında zalimlikleri doruğa çıktı. Bıçaklar çekildi. Peş peşe inen keskin darbeler, ülküdaşımızın henüz 23 yıllık genç gövdesini hedef aldı. Yüreği vatan sevgisiyle yanan bir nefer, hain hançerlerle ağır yaralar alırken dahi inancından taviz vermedi.
Ancak kinleri ve vahşetleri bununla da bitmedi. O koca yürekli öğretmenin direnişini, bıçak darbeleriyle kıramayacaklarını anladılar. Alçakça eylemlerini tamamlamak üzere, son bir kurşunla, bir devrin umudunu ve genç bir yuvanın geleceğini hedef aldılar.
23 YILLIK DESTAN VE EBEDİ MAKAMI
27 Haziran 1976 akşamı, Nurettin Aputkan kanlar içinde yere yığılırken, geride bıraktığı sadece bir naaş değil, uğruna can verdiği davasının ebedi sancağı oldu. Henüz dört aylık eşinin gözyaşları, 23 yıllık kısa ömrünün ancak destansı bir adanmışlığa yetmesi, o gün Serik semalarında bir ağıt olarak yankılandı.
O, sadece bir cinayetin kurbanı değil, inancı uğruna ateşe yürüyen ve zalimliğe karşı duran bir fedakârlık abidesiydi. Nurettin Öğretmen, gençliğinin baharında, evliliğinin henüz başında, vatan toprağına düşen kutsal bir tohum oldu.
"Nurettin Aputkan; adı, uğruna yürüdüğü kutsal ülkü ile 23 yaşında sonsuzluğa kavuşan, ancak fedakârlığı asla eskimeyecek bir destandır."