"Bazı hayatlar yıllarla değil, taşıdıkları idealin büyüklüğüyle ölçülür."
MİLLİ RUHUN ÇORUM’DAN İSTANBUL’A YOLCULUĞU
Çorum’un kalbinde, Mecitözü’nün Avkat Köyü’nde filizlenen bir adanmışlık ruhuydu o. Nurettin Koç. Yaşadığı toprakların yiğitliğini ve dürüstlüğünü ruhuna mühürlemiş bir esnaf. 38 yıllık ömrü boyunca omuzlarında ağır bir yük taşıdı: Beş evladının ve eşinin sorumluluğu. Maddi zorluklar altında, Bakırköy Tozkoparan’da kurduğu mübarek yuvasının direği olmak için alın teri dökerken, hayatının amacını asla unutmadı. O, sadece bir esnaf, sadece bir aile babası değil, aynı zamanda milleti için göğsünü siper eden bir ülkücüydü.
İDEAL UĞRUNA ÖDENEN BEDEL
Nurettin Koç’un adanmışlığı, sadece laftan ibaret değildi; fedakârlıklarla örülmüştü. Esenler Belediyesi’nde çalışırken, işçi sınıfının milli duruşunu temsil etmek, ruhunu besleyen inancı yaymak için kritik bir adım attı. Esenler Ülkücü İşçiler Birliği Derneğini kurarak başkanlığını üstlendi. Bu eylem, o karanlık günlerde tavizsiz bir duruşun ilanıydı ve bedeli ağır oldu: İdeallerinden vazgeçmediği için, ekmeği elinden alındı. O, ailesinin rızkını kazanma pahasına bile olsa, davasından dönmeyen bir kahramanın kararlılığını sergiledi.
TAKSİDEKİ SON MESAİ
Ekmeği kesildikten sonra dahi mücadeleyi elden bırakmadı. Şerefiyle kazandığı helal lokmayı evine taşımak için taksicilik yapıyordu. Her gün direksiyon sallarken, aslında sadece yolları değil, gelecek nesillerin umudunu taşıyordu. Ancak 1979 yılının o puslu günlerinde, onun gibi adanmış ruhlara karşı kurulan hain bir düzen vardı. Gözü dönmüş komünist militanlar, onun idealist duruşunu silmek için sinsice bir planı devreye sokmuştu.
27 HAZİRAN 1979: SON VAZİFE VE YAYLIM ATEŞİ
Takvimler 27 Haziran 1979’u gösterdiğinde, İstanbul’da korkunç bir ihanet yaşandı. Nurettin Koç, her gün yaptığı gibi, çalıştığı taksiyi temizliyordu; belki de o an zihninde sadece ailesi ve bir sonraki günün telaşı vardı. Ancak önceden pusu kurmuş olan komünist militanlar, en savunmasız anını bekliyorlardı.
Gözünü kırpmadan, kahpece kurşunlar yağdırmaya başladılar.
Ve bu dehşet anı, bir babanın ve bir eşin yüreğini dağlayan en acı sahne oldu. Eşinin ve beş çocuğunun masum bakışları önünde, yaylım ateşine tutuldu. Hain kurşunlar onun adanmış göğsüne saplanırken, Nurettin Koç, son nefesini ulvi bir idealin fedaisi olarak verdi. O, bir taksi başında, ailesinin gözü önünde, vatanın birliği için canını feda eden bir şehitlik destanı yazdı.
ŞEHADETİN MÜHRÜ
38 yaşında, 5 çocuk babası, evinin direği ve davasının sarsılmaz neferi Nurettin Koç, İstanbul semalarında şehadete erdi. O, sadece bedenen düştü; inancı ve duruşu, 27 Haziran 1979 tarihini bir kahramanlık mührü olarak tarihin alnına kazıdı. Nurettin Koç, hainliğe karşı cesaretin, korkaklığa karşı imanın ve adanmışlığın ebedi bir timsali olarak yaşayacaktır.
"O, sadece kurşunlara hedef olmadı; omuzlarına aldığı davasının ebediyete yükselen sembolü oldu."