"Ölümün gölgesinde dahi secde etmeyi bırakmayanların hikayesi, duvarlara değil, çağların vicdanına yazılır."
I. ORDU’NUN KÖKLERİ VE YETMİŞ YEDİ YILLIK VEDA
O, sadece bir isim değildi; Ordu toprağının sadakati, Türk Milliyetçiliği davasının yaşlı çınarıydı. Adı İBRAHİM TATAROĞLU. 1903 yılında, Ordu’nun Aybastı ilçesinde gözlerini açan bu kahraman, hayatını toprağına adayan mütevazı bir ÇİFTÇİ’ydi. Takvimler 1980’i gösterdiğinde, bedeni yetmiş yedi baharın ağırlığını taşıyordu. Fakat ruhu, genç bir yiğidin imanı ve duruşu kadar sarsılmazdı. Onun hikayesi, bir insanın inancını korumak uğruna fani dünyayla nasıl vedalaştığının destanıdır.
II. KAHRAMANIN SUÇU VE VİCDANIN FEDAKÂRLIĞI
İbrahim Tataroğlu’nun ömrü, namazda, niyazda ve dürüstlükte geçmişti. Ancak o karanlık günlerde, karanlık zihniyetler, imanı bir suç olarak görme cüretini gösterdi. Ona yöneltilen suçlama, "halk mahkemesi" denen kanlı düzende tek bir kelimeyle özetleniyordu: NAMAZ KILMAK.
Bu yaşlı, vakur adam, inancından taviz vermediği için hedef haline gelmişti. Tehditler sadece onu değil, ailesini de sarmıştı. Bu sebeple, kalbinden kan damlayarak, canından çok sevdiği çocuklarını ve torunlarını, onların güvenliğini sağlamak amacıyla Samsun’un Bafra ilçesine göndermek zorunda kaldı. Ailesi uzaktayken, o, Ordu’daki evinde, tek başına, davasının ve inancının nöbetini tutmaya devam etti.
III. İNFAZ KARARI VE SON NAMAZ
Hain tehditlerin ardından, o karanlık güçler İbrahim Tataroğlu hakkında "infaz kararı" vermişti. Bu, sadece bir hayatı sona erdirmek değil, 77 yıllık bir imanı susturma girişimiydi.
27 HAZİRAN 1980 Cuma günü geldi. O gün, yaşlı kahraman, son kez abdestini aldı, son kez kıbleye durdu. İbadetini tamamlamanın huzuru içindeyken, cami avlusunda kaderi onu bekliyordu.
IV. BİR İMAN DESTANI
İBRAHİM TATAROĞLU, cami avlusundan dışarı adımını attığı an, devrimci solcu-komünist militanların kurduğu pusuya düştü. İnsanlıktan nasibini almamış bu zalimler, onun yaşlılığına ve vakar dolu duruşuna aldırmaksızın, taşlarla ve sopalarla saldırdılar.
77 yaşındaki bedeni, inancının son direncini gösterirken, aldığı darbelerle yere yığıldı. Ancak zalimlik burada bitmedi. Yerde çaresiz kalan bu Allah dostunu, vahşice tekmelediler. O an, o avluda sadece bir adam değil, bir neslin imanı ve milliyetçilik şuuru dövülüyordu.
O kara vicdanlı saldırganlar, yere yıkılmış bir adama karşı dahi üstünlük kuramamanın öfkesiyle, en son, kirli mermilerini kullandılar. Kahraman İbrahim Tataroğlu, ORDU’nun merkezinde, cami avlusunun hemen yanı başında, son nefesini şehadetle verdi. O, bir çiftçiydi; ama toprağa düşen her damla kanı, gelecek nesillerin hürriyet tohumu oldu.
"O gün, 77 yıllık bir ömür, imanı ve milliyeti uğruna, bir cami avlusunda kıyamete durdu. Ve o destan, bir çiftçinin alnında, sonsuzluğa mühürlendi."