"Bazı yiğitler, ömürlerinin baharında, inançları uğruna ödenen en yüksek bedelin nişanesi olarak tarihin kalbine kazınır."
---
KİMLİĞİ VE BİR YİĞİDİN YEMİNİ
Tarih, 27 Haziran 1980’i gösterdiğinde, Anadolu toprakları 21 yaşındaki bir idealistin vedasına hazırlanıyordu. O, sadece bir genç değildi; Muş’un Bulanık ilçesinde doğan, ancak vatanın geleceğine adanmış bir meşaleydi. Van Alparslan Öğretmen Okulu’nun ikinci sınıfında okuyan Saadettin Körüklüoğlu, öğretmenliği sadece bir meslek değil, nesillere aktarılacak bir milli şuuru yayan kutsal bir görev addediyordu.
Henüz hayatının baharında, ailesi Baskil’de ikamet etmesine rağmen, gönlünü bir Türk Milliyetçisi Ülkücü olarak inançlarına ve davasına adamıştı. Onun kısa ömrü, sıradan bir hayat sürmekten ziyade, uğruna yürüdüğü ülkü yolunun en keskin ve cesur örneklerinden biri olacaktı.
ANADOLU’NUN İZİNDE: KISA BİR MOLA
Yaz tatili gelmişti. Yürekleri dağlayan o karanlık dönemin ortasında, Saadettin Körüklüoğlu, sadece okul sıralarından değil, birliğin ve kardeşliğin kaynağı olan doğduğu topraklara, Bulanık’a geri döndü. Amacı basitti, kalbi temizdi: Uzun süredir göremediği eşi, dostu ve akrabalarıyla hasret gidermek. Bu ziyaret, cephede verilen bir aradan farksızdı; ruhunu besleyen köklerine dönmek ve yeniden güçlenmek için atılmış adımlardı.
SON YÜRÜYÜŞ VE KURŞUN YAĞMURU
27 Haziran günü, adanmışlığının ve saflığının son tanığı oldu. Sabahın manevi huzurunda, camide ibadetini tamamladı. O, yüreği imanla dolu, eli temiz bir gençti. İbadetinin ardından, çarşıya yöneldi. Gayesi, sadece ülküdaşları ve arkadaşlarıyla görüşmek, onlarla davasını paylaşmaktı.
Ancak, o günün karanlık gölgeleri çoktan harekete geçmişti. Türk Milliyetçiliğinin yükselen sesinden rahatsız olan, kinle bilenmiş devrimci solcu-komünist militanlar, bu masum ziyareti bir infaz anına çevirmek için hazırlıklarını yapmışlardı.
Saadettin Körüklüoğlu, çarşıya adım attığı o anda, huzur arayan bir genci değil, ideallerinden asla dönmeyecek bir kahramanı hedef aldılar. Kelimelerin yerini nefret, dürüstlüğün yerini kalleşlik aldı. Bir anda başlayan kurşun yağmuru, onun tertemiz hayatını hedef aldı. Geri çekilmeyi değil, davasına olan sadakati seçen bu genç yiğit, ağır yaralandı.
ŞEHADETİN YÜKSELİŞİ
21 yaşındaki bir fidan, Muş topraklarına kanını akıtırken, sadece bedenen düşmedi; o, inandığı değerler için canını feda edenlerin en yüksek makamına, şehitlik mertebesine yükseldi. Saadettin Körüklüoğlu, sırtından vurulanların değil, dimdik ayakta dururken hedef alınanların timsali oldu. Onun vedası, bir yenilgi değil, Türk Milletinin geleceğine atılmış kanlı bir imza, Ülkücü hareketin bedel ödeme azminin ebedi bir kanıtıdır.
---
"O, sadece 21 yaşında bir öğrenciydi; ancak ölümsüzlüğe attığı adım, nice asırlık çınarın gölgesinden daha uzun sürecektir."