"Bazı ruhlar, yirmi yıla sığmayacak kadar büyük bir mirası geride bırakır; onların ömrü değil, duruşu önemlidir."
BİRECİK'TEN ANADOLU'NUN YÜREĞİNE DOĞAN IŞIK
Tarih, 25 Haziran 1980’i gösterdiğinde, Anadolu coğrafyasının en kadim toprakları olan Şanlıurfa, bir yiğidine daha veda etmeye hazırlanıyordu. O, Filo DENİZ’di; Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde doğmuş, yüreğini vatan sevgisiyle mühürlemiş bir Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit. Henüz yirmi bahar görmüş, hayatının baharında, yuvayı yeni kurmuş, evli bir genç adamdı. Ancak onun kısa yaşamı, çağın gerektirdiği her türlü mesuliyetin çok ötesinde, kutsal bir adanmışlığın destanını yazmıştı. Filo DENİZ, sadece bir vatandaş değil, davasının genç ve sarsılmaz bir neferiydi.
YEMİNİN ATEŞ ÇEMBERİ: GERİ DÖNÜŞSÜZ YOLCULUK
Filo DENİZ, Ülkü Ocakları çatısı altında sıradan bir gönüllü değildi. O, Birecik Ülkü Ocaklarının her kademesinde, en zorlu görevlerde, en ön saflarda yer alarak davasına olan bağlılığını kanıtlamıştı. Genç yaşına rağmen taşıdığı sorumluluk, onu karanlık günlerin hedefi haline getirdi. O, tehditlerin farkındaydı. Daha önce, düşmanlarının keskin bıçaklı saldırısına uğramış; göğsünde yaralarla, acıyla sınanmış, ancak mucizevi bir şekilde hayatta kalmıştı. Bu yara izleri, geri çekilme değil, bilakis, adanmışlığın bir nişanesiydi. O günden sonra Filo DENİZ, tehlikenin pususunu bilerek yaşamış, fakat duruşundan zerre taviz vermemişti. Onun cesareti, canını davasına feda etmeye yemin edenlerin mührüydü.
ADANMIŞLIĞIN MESLEĞİ: SON NEFESİN TAAHHÜDÜ
Hayat defterinde, belki bir meslek hanesi boş bırakılmıştı; belki de fani bir unvan, onun ruhundaki büyük görevle kıyaslanamazdı. Zira Filo DENİZ’in gerçek mesleği, davasıydı. Onun varoluş amacı, bu kutlu mücadeleydi. Kalbinin ve aklının tüm gücünü ocağına, milletine adamış olan bu yiğit, sıradan bir yaşamın konforunu elinin tersiyle itti. O, vatan için duruşu meslek edinmiş, ideallerini kazanç bilmişti.
MÜRŞİT PINAR CADDESİNDE EDEBİYETE UZANAN YÜRÜYÜŞ
O karanlık gün, 25 Haziran 1980, Filo DENİZ’in Suruç İlçesi’ndeki son durağı oldu. Mürşit Pınar Caddesi üzerindeki bir petrol ofisinin önünde, belki de biraz olsun dinlenmekte, belki de geleceği kuracağı o kutlu günü hayal etmekteydi. Ancak, kin ve nefretle bilenmiş eller, o anda harekete geçti. Hiçbir uyarı, hiçbir kaçış şansı olmadan, alçakça bir silahlı saldırıya hedef oldu. Oturduğu yerde, davasının sarsılmaz bekçisi olarak, kahpe kurşunlarla şehadet mertebesine ulaştı.
Yirmi yıllık genç bir ömür, Suruç’un o caddesinde bir destana dönüştü. O, düşmanın yüzüne bir kez daha meydan okumuş, canını vererek davasının sönmez bir meşalesi haline gelmişti. Filo DENİZ’in bedeni, memleketi Birecik’in toprağına, yemin ettiği bayrağın gölgesine emanet edildi; ancak onun adı ve duruşu, Türkiye Cumhuriyeti’nin genç kahramanları arasına, silinmez harflerle yazıldı.
"O, yirmi yıllık ömründe değil, ülküye adanmış bir anın ebediyetinde yaşamaya devam edecektir."