"Her şafak, büyük bir davanın erlerini sınar; Rıfat İç, inancının bedelini alın teriyle yazdığı o yolda ödedi."
KÖYDEN ANKARA'NIN YÜREĞİNE
O, dağların kararlılığını ruhunda taşıyan bir fidan, Çankırı’nın Ilgaz ilçesinden, Kuyupınar Köyü’nden yükselen bir vatan sevdalısıydı. Rıfat İç, köklerinin gücünü Ankara’nın çetin sokaklarına taşımış, ne yurdunu ne de inancını unutmuştu. Türk milliyetçisi, ülkücü duruşu, onun sadece siyasi bir kimliği değil, hayatının merkezindeki namuslu duruşuydu.
ALIN TERİ VE ADANMIŞLIĞIN DESTANI
Rıfat İç, o dönemde 38 yaşında, hayatın tüm yükünü omuzlarında taşıyan bir kahramandı. Evliydi ve geleceğe umutla bakan dört evladın babasıydı. Onun mesleği kürsülerde nutuk atmak değil, alın teri dökmekti. Ankara Demiryol Fabrikası'nda, TCDD Behiçbey tesisleri Marşandiz tren istasyonunda çalışan Rıfat İç, bir işçi ve buzdolabı tamirci ustasıydı. O, mesai saatleri içinde çarkları döndürerek vatanına hizmet eden, ideallerini emeğiyle besleyen sıradan bir neferdi. Mamak semtinde, Üreğil-Araplar mahallesinde kurduğu yuvası, inancıyla kazandığı ekmeğiyle besleniyordu.
23 HAZİRAN 1980: VAZGEÇİLMEYEN GÖREV
Takvimler, ihanetin kol gezdiği, sokakların karanlığa teslim edildiği 23 Haziran 1980 Pazartesi sabahını gösteriyordu. Ankara’nın üstüne çöken o kara gün, Rıfat İç için rutin bir iş günüydü. O, tehlikenin tren vagonlarına dahi sızdığını bilerek, ailesi için, ülkesi için, davası için yola çıkma cesaretini gösterdi. Çünkü kahramanlık, bazen en tehlikeli zamanda dahi işine ve görevine sadık kalmaktır.
TREN VAGONUNDA SÖNEN YÜREK
Sabahın ilk ışıkları altında, iş yeri olan Ankara Demiryol Fabrikası'na doğru yolculuk ederken, Gazi (Çiftlik) ile Motor durağının arasında, demiryolunun o bilinen hattı üzerinde kaderi onu bekliyordu. Hayatını emeğiyle kazanan, davasını yüreğiyle savunan bu adanmış ruh, kalleşliğin hedefi oldu.
Tren vagonları, ülkücü bir işçinin son durağına dönüştü. Yasa dışı Dev-Yol terör örgütünün militanları, Rıfat İç'e, tamir etmeyi bildiği makinelerden değil, kin ve nefret yüklü kurşunlardan oluşan bir hükümle yaklaştılar. Sessiz, alçakça ve arkadan gelen o kurşunlar, tamirci ustasının alın terini dökerek yürüdüğü yolda, onu ebediyete uğurladı.
Rıfat İç, demiryolu vagonlarında, fabrikasına, ekmeğine giderken, inancından taviz vermediği için can verdi. O, masasında oturup karar verenlerden değil, namusuyla çalışırken şehadeti kucaklayanlardan oldu.
İSTİRAHATGAHI
Bir kahramanın son yolculuğu, her zaman doğduğu topraklara olmalıdır. Şehit Rıfat İç'in kutlu naaşı, kendisini yetiştiren topraklara, Çankırı Ilgaz ilçesi Kuyupınar Köyü’ne taşındı ve orada, inancıyla vatanına adadığı ömrünün mührünü vurduğu yerde, sonsuzluğa uğurlandı. Onun adı, bir işçinin davasına ve bayrağına olan sadakatinin destanı olarak yazıldı.
"Bir işçinin namusu, inancının bedeliyle mühürlendiği an; Rıfat İç, artık sadece toprağın değil, destanın parçasıydı."