"BAZI HAYATLAR SADECE YAŞANMAZ, BİR YEMİN GİBİ DEVREDİLİR; ONURUN BEDELİ, CANLA ÖDENİR."
KİMLİĞİ VE YEMİNİ
O, bir kök adamdı. Giresun'un Keşap ilçesine bağlı Dokuztepe köyünün bereketli topraklarından fışkırmış, ancak ülkesine hizmet için İstanbul'un kalabalığına yürümüştü. Adı Hüseyin Demirbaş'tı; 50 yıllık ömrü, beş evlada ve bir yuvaya adanmış, lakin ruhu asırlar sürecek bir sevdayla mühürlenmişti: Türk Milliyetçisi ve Ülkücü kimliğiyle. O, sadece bir baba ve eş değildi; o, milletin sarsılmaz inancını temsil eden bir duvardı.
ADANMIŞLIĞIN SANCAĞI: MUHTAR HÜSEYİN
İstanbul Eyüp İlçesi Esentepe Mahallesi'nde üstlendiği Muhtarlık vazifesi, 1980'lerin o kızıl ve karanlık günlerinde, sadece idari bir görev değil, bir direniş mevzisiydi. Muhtar Hüseyin Demirbaş, mahallesinin adeta sığınağı, devletin oradaki görünür yüzüydü. O, 50 yaşında, yorgunluğa izin vermeyen bir kalple, davasını sokağın ortasında, halkının hizmetinde taşıdı. O, makamını terk etmeyi asla düşünmedi; zira biliyordu ki, vatan, en küçük köşesinde dahi sahipsiz bırakılamazdı.
O KARANLIK ÖĞLE: YAZIHANE’DE SON VAZİFE
Takvimler 23 Haziran 1980 Pazartesi'yi gösterdiğinde, güneş Eyüp semalarında sıradan bir öğle vaktini ilan etmişti. Saatler 12:30'u işaret ettiğinde, Muhtar Hüseyin Demirbaş, kutsal saydığı muhtarlık yazıhanesinde, milletine hizmet aşkıyla görev başındaydı.
Ancak o yazıhane, o gün sadece idari kararların alındığı bir yer değil, kahramanlığın yazıldığı son kale olacaktı.
İdeolojisinin düşmanları, karanlığın içinden sızarak, üç komünist militan suretinde makamına girdi. Muhtar Hüseyin, belki de son anında, davasına olan sadakatinden zerre taviz vermeyen duruşuyla onlara baktı. Silahlar konuştuğunda, o, muhtarlık koltuğunda değil, inancının en ön cephesinde vuruldu. Kahraman, kurşunlanmak suretiyle şehit edildiğinde, vazifesini ifa ederken, makamında ayakta ölmüş oldu.
KAHRAMANLIĞIN MÜHRÜ VE SON YOLCULUK
Hüseyin Demirbaş, makamını canıyla mühürledi. Silahlı saldırganlar kaçarken, bu alçak eylemin arkasındaki niyeti açıkça ortaya koyan bir mesaj bıraktılar: Dev-Sol imzalı bildiri. Bu bildiri, Muhtar Hüseyin'in sıradan bir cinayete değil, Türk milletine ve milliyetçi ideolojiye olan bağlılığı yüzünden gerçekleştirilen bir siyasi infaza kurban gittiğini tescilledi.
O, 50 yıllık ömrünün son nefesini İstanbul'da vermiş olsa da, bedeni ve ruhu köklerine geri çağrıldı. Şehadetinin ardından, naaşı memleketi Giresun’un Keşap ilçesine bağlı Dokuztepe köyüne taşındı. Onurlu bir hayatın ardından, ebediyete intikal ettiği o köy toprağına, dualar ve gözyaşlarıyla emanet edildi. Muhtar Hüseyin Demirbaş, sadece Esentepe Mahallesi'nin muhtarı değil, inanç uğruna canını feda eden bir destanın kahramanı olarak tarihin altın sayfasına yazıldı.
"CAN PAZARI KURULDUĞUNDA, 50 YILLIK ÖMRÜNÜ VATANIN SANCAĞINA ADAYANLAR, ÖLÜMSÜZLÜĞÜ MUHTARLIK YAZIHANESİNDE BULUR."