"Şehitlerin son nefesi, bir milletin en uzun destanının ilk dizesidir."
KONYA’DAN ANTALYA’YA YÜREĞİNDEKİ MÜHÜR
KONYA’nın aziz topraklarında doğan bu yiğit, henüz hayatının baharında, yirmi yıllık ömrünü (20 yaşındaydı) büyük bir davanın sancağı altında adamıştı. O sadece bir ÖĞRENCİ değildi; o, Büyük Ülkü Derneği’nin (BÜD) Antalya İl Başkanıydı. Kalbi, vatan aşkıyla atan, gencecik omuzlarına ağır bir sorumluluk yüklenmiş bir liderdi.
Sanat Okulu’ndan mezun olmuştu, ancak diplomasını alabilmek için verilmesi gereken fark dersleri vardı. O, siyasi mücadelesini bir an olsun bırakmadan, geleceğe dair idealini inşa etmek için ilim yolundan da şaşmıyordu. Onun için eğitim, davaya hizmetin bir başka cephesiydi.
TEHDİTLERİN GÖLGESİNDE BİR ADANMIŞLIK YEMİNİ
Böylesi bir görevi yüklenmenin bedeli ağırdı ve karanlık tehditler, genç başkanın peşini bırakmıyordu. Bir yıl önce, 1976 yılında, evi hedef alınmış ve alçakça bir bomba saldırısıyla sarsılmıştı. Bu saldırı, birçok kişiyi yolundan döndürebilecek, korkuya boğabilecek bir eylemdi. Ancak o, tehditlerin üzerine kararlılıkla yürümeyi seçmişti.
Geri adım atmadı. Korkuyu tanımadan, davasına olan sarsılmaz inancıyla yoluna devam etti. Bombalar, onun azmini ancak çelikleştirmeye yaramıştı. Antalya’nın sokaklarında, göğsünde taşıdığı ülkü meşalesini hiç söndürmedi.
SON SINAVA DOĞRU: 20 HAZİRAN 1977
Takvimler 20 HAZİRAN 1977’yi gösterdiğinde, genç başkan, hayatının en kritik sınavına girmek üzere yola çıktı. O gün, elinde kitapları, aklında alması gereken fark dersleri vardı. Rutin bir öğrenci telaşıyla, bilgiye ulaşma gayesiyle adımlarını ANTALYA Lisesi’ne doğru yönlendiriyordu.
Ancak düşman, onun ne ilmini ne de davasını kabul ediyordu. O gün, okulun önü, bilginin mekanı değil, karanlık bir pusu alanı oldu.
HAİNLİĞİN ÇAPRAZ ATEŞİ
Antalya Lisesi’nin önünde, devrimci solcu-komünist militanlar pusu kurmuştu. İki kişiydiler; ruhlarını ihanete satmış, genç bir liderin ışığını söndürmek için silaha sarılmışlardı.
Hiçbir uyarı, hiçbir vicdan kırıntısı olmadan, aniden çapraz ateşe alındı. Silah sesleri, 20 yaşındaki bir ülkü erinin geleceğini, hayallerini ve davasını hedef alıyordu. Kahramanımız, bu alçakça ve organize saldırı karşısında ağır yara aldı. Düşmanın hain pususu amacına ulaşmıştı.
EBEDİYET YOLCULUĞU VE MİRASI
Ağır yaralı halde, son bir umutla hastaneye yetiştirildi. Doktorlar, hemşireler, dostları… Herkes, o güçlü yüreğin yaşama tutunması için seferber oldu. Ancak dökülen kan, verilen mücadelenin büyüklüğünü kanıtlarcasına, tüm çabalara rağmen durdurulamadı.
20 HAZİRAN 1977 günü, ANTALYA şehri, BÜD İl Başkanı olan 20 yaşındaki o genç lideri yitirdi. O, sadece bir öğrenci olarak değil, bir adanmışlık yemininin ve fedakârlığın timsali olarak ŞEHİT oldu. Canını, inancının sancağı altında feda etti ve adını, ülkücü hareketin ölümsüz kahramanları arasına yazdırdı.
"Antalya toprağı, o gün sadece bir başkanı değil, uğruna can verilen en büyük dersi de kalbine gömdü."