"Bazı ruhlar, ölümsüzlüğü tatmak için on dört yaşında bile olsa, ebediyete koşar. İbrahim Ok’un hikayesi, gençliğin imanıyla nasıl destanlaştığının en acı ve en onurlu kanıtıdır."
BİR YİĞİDİN DOĞUŞU VE VAZİFESİ
MERSİN'İN KADERİ
1956 yılı, Mersin'in bereketli toprakları olan Silifke’de, bir ailenin en küçük neferi dünyaya geldi. Sekiz çocuklu bu yuvanın en minik kahramanıydı o; adı İbrahim’di. Henüz talebe sıralarında oturan, geleceği önünde pırıl pırıl duran bir öğrenciydi. Ancak kader, ona okul sıralarından önce, ülkenin en çetin cephesinde bir görev tayin etmişti.
GENÇ YAŞTA ALINAN BÜYÜK YEMİN
Genç İbrahim, daha 14 yaşındayken, yüreğini yakan bir çağrıyı duydu. Silifke Genç Ülkücüler Teşkilatı çatısı altında, milletinin derin buhranda olduğunu gördü. O, kuru bir coşkunluğa kapılmak yerine, bu vatanın milli ve manevi değerlerine olan sarsılmaz imanını eyleme dönüştürdü. Türk milletinin büyüklüğüne olan inancı o denli güçlüydü ki, küçücük omuzlarına koca bir davanın yükünü çekmekten çekinmedi. O, yaşıtları oyun peşindeyken, kutlu davanın adanmış bir neferi olmuştu.
KUTLU DAVANIN ATEŞ ÇEMBERİ
İbrahim Ok, sadece bir talebe kimliğine sahip değildi; o, milletinin selameti için kendini feda etmeye hazır bir ruhtu. Karanlığın ülkenin üzerine çöktüğü, kardeşin kardeşe düştüğü o zorlu dönemde, omuz verdiği bu mücadele, onun için hayatın en büyük anlamıydı. O, bu kutsal yolda attığı her adımı, Türk’ün geleceğini aydınlatacak bir meşale olarak görüyordu.
O KARANLIK GÜN: HÜZÜNLE BİTEN SON VAZİFE
02 Nisan 1971 Cuma akşamı, Silifke semalarında hüzünlü bir karanlık çökmüştü. Teşkilat başkanı tarafından kendisine tevdi edilen bir görevi yerine getirmek üzere, Silifke’nin Bucaklı mevkiine yola çıktı. O an, bir ülkü devi, sadece 15. yaşına girmeye hazırlanan genç bir yürek, üzerine yürüyen tehlikeden habersizdi.
KAHPECE PUSU VE YÜKSELEN RUH
İbrahim, görevini ifa ederken, kin ve nefretle bilenmiş ellerin hedefi oldu. Türk’ün ve Türklüğün düşmanları, komünist militanlar, mertçe karşısına çıkma cesaretini gösteremedi. O temiz ve masum yüreği, en kahpece yol olan pusu ile hedef aldılar.
Mersin'de, Bucaklı mevkiinde, o genç kahraman, sırtından aldığı bıçak darbeleriyle yere düştü. İbrahim Ok, henüz çocuk sayılacak yaşta, inandığı dava uğruna, korkaklığın en şiddetli darbesiyle şehitlik mertebesine yükseldi.
EBEİYETE KOŞAN ON DÖRT YILLIK ÖMÜR
Gençlik destanının kanla yazıldığı o gün, 02 Nisan 1971’de, on dört yıllık kısa ömrüne cennetin mührünü vurdu. Cenazesi, doğduğu ve uğruna şehit olduğu memleketi Silifke’de toprağa verildi. O, sadece toprağa verilmiş bir beden değil, gelecek nesillerin hafızasına kazınmış sarsılmaz bir imandı.
"İbrahim Ok, sadece bir öğrenci değil, adını yurdun destanlarına yazdırmış, on dört yaşındaki fedakarlığıyla ebediyete yürüyen bir kahramanlık fermanıdır."