"Bazı hayatlar mürekkeple değil, adanmışlığın ebedi ateşiyle yazılır."
DOĞDUĞU TOPRAĞIN EMANETİ
O, bir unvanla değil, duruşuyla anılmayı seçmişti. Ordu’nun fırtınalı ve kadim coğrafyasının kalbinde, AYBASTI İLÇESİ'nin BEYLERLİ KÖYÜ'nde gözlerini dünyaya açtı. Kırk sekiz yılı, Anadolu’nun zorlu ekmeği ve dürüst bir hayat mücadelesiyle geçti. O, sadece bir birey değildi; evliydi ve ardında bıraktığı dört evlat, onun bu dünyaya olan en kıymetli emanetiydi. Hayatı, topraklarına ve ailesine adanmış sessiz bir kahramanın destanıydı.
MÜCADELEYE ATILAN İMZA
Ham metninde mesleği bir boşluk olarak kalsa da, onun hayatını dolduran asıl mesleği, inancının ve davasının yılmaz bekçiliğiydi. Sıradan bir hayatın kolaylıklarını reddetmiş, karanlık bir dönemin tam ortasında davasına sahip çıkmıştı. ORDU MHP AYBASTI İLÇE TEŞKİLATI üyesi olarak, sadece bir siyasi figür değil, idealist bir direnişin sancağıydı. 1980 yılının o kasvetli günlerinde, duruşu, inancını kalbinde taşıyanların gür sesiydi. O, tehlikenin gölgesine rağmen geri adım atmayan, kararlılığın timsaliydi.
SON SECDE VE VEDA
Takvimler 20 HAZİRAN 1980'i gösterdiğinde, kaderin en acımasız cilvesi sahnelendi. O gün, bir meydan muharebesinde değil, hayatın en kutsal ve en savunmasız anında, kendi evinin sığınağında yakalandı. Yatsı namazına durmuştu; ruhunu sükûnetle Yaradan’a teslim ettiği bu anda, dışarıdaki kin ve nefret, kapısını zorladı.
Komünist militanlar, en ağır ve en gaddar silahları, otomatik tüfekleri kuşanarak, bir mabede girercesine evini bastılar. Onlar, sadece bir bedeni hedef almıyorlardı; secdede bükülen bir iradeyi, imanın kendisini susturmak istiyorlardı.
O, son nefesini, boyun eğmiş bir kulun en onurlu duruşunda, namazını kılarken aldı. Vücuduna isabet eden kurşunlar, sadece etine değil, o dönemin dürüstlüğüne ve inancına sıkılmıştı.
EBEDİYETİN NİŞANI
ORMAN'ın ORDU toprakları, o gün kanıyla sulandı. Ayakta kalmayı başaran dört çocuğuna ve eşine geride doldurulamaz bir boşluk bırakarak, şahadet mertebesine yükseldi.
Cenazesi, doğduğu ve uğruna mücadele verdiği toprağın, BEYLERLİ KÖYÜ'nün bağrına, ebedi istirahatgâhına verildi. O, 1980’li yılların zorlu mücadelesinde, inancının gücüyle ve ailesinin sevgisiyle ayakta durmuş bir kahramandı. Onun şehadeti, karanlığa karşı verilen ulvi mücadelenin asla unutulmayacak, kanla mühürlenmiş bir beratıdır.
"Bir kahraman, hayatının uzunluğuyla değil, son duruşunun asaletiyle ölçülür."