"Bir davanın büyüklüğü, uğruna verilen en genç fidanın bedeliyle ölçülür."
İZMİR’DEN ANKARA’YA TAŞINAN YEMİN
O, sadece 17 yaşında bir liseli öğrenci değildi; o, gönlünü verdiği büyük bir milletin geleceği için Ankara sokaklarında bayraklaşan bir ruhtu. İzmir’de doğan bu genç yiğit, adını Türk Milliyetçiliği davasının şanlı defterine yazdırmıştı. Mimar Kemal Lisesi Edebiyat bölümünün sıralarını dolduruyor, ancak Küçükesat’taki ikametinde sadece ders kitaplarını değil, aynı zamanda ülkü denen yüce aşkın ağırlığını taşıyordu. Alican Karaosmanoğlu, 1977 yılının o çalkantılı günlerinde, yürüdüğü her yolda inancını haykıran, korkuyu tanımayan bir ülkü neferiydi.
KARAR GÜNÜ: YİĞİTLİĞİN DESTANSI DİRENİŞİ
8 Haziran sabahıydı. Okul yoluna çıkan bu genç öğrencinin yolu, o gün, yalnızca derslere değil, aynı zamanda tarihe de yazılacak bir çatışmaya çıkıyordu. Devrimci solcu-komünist militanlar, sayıca üstün, kalabalık bir grup halinde onu durdurduklarında, amaçları bir idealisti sindirmek, bir ülkücüyü susturmaktı.
Ancak unuttukları bir şey vardı: Alican’ın yüreği, onların kalabalığından çok daha büyüktü.
O an, kuru bir kavga değil, bir varoluş mücadelesi başladı. Tek başına olmasına rağmen, Alican Karaosmanoğlu geri adım atmadı. Yiğitçe karşı koydu. Çevresini saran militanlar, sayısal üstünlüklerine rağmen bu 17 yaşındaki gencin kararlılığıyla baş edemiyorlardı. Onu durduramıyor, iradesini kıramıyorlardı.
SİLAHIN SUSTURAMADIĞI RUH VE SON MÜCADELE
Alican’ın azmi karşısında aciz kalan düşmanlar, ancak en alçak yönteme sığınabildiler. Baş edemeyeceklerini anladıkları o anda, karanlık ve hain kurşunlarını ateşlediler.
Türk’ün onurunu tek başına savunan Alican, aldığı kurşunlardan dolayı ağır yaralanarak yere yığıldı. Bu, biten bir savaş değil, on gün sürecek yeni bir direnişin başlangıcıydı. Ülküdaşları onu hızla alıp hastaneye yetiştirdiler.
Alican Karaosmanoğlu, hastanenin soğuk yatağında on gün boyunca yaşama tutundu. O yaralı vücut, son nefesine kadar teslimiyeti reddeden ruhu taşıyordu. On gün boyunca, yalnızca canıyla değil, inancıyla da savaştı.
ANKARA SEMALARINDA SON NEFES
Ve o hüzünlü gün geldi çattı. 10 günlük kahramanca mücadelesinin ardından, 18 Haziran 1977 tarihinde, Ankara’nın kalbinde, henüz 17 yaşındayken ebediyete yürüdü.
Alican Karaosmanoğlu, sadece vurulan bir öğrenci değil, idealler uğruna tereddütsüzce fedakarlığı seçen, onurunu tek başına savunmuş bir destan kahramanı olarak tarihe adını yazdırdı. O, cesaretiyle düşmanın kalabalığını dize getiren, son nefesiyle davasına sadakatini mühürleyen bir şehittir.
"O, bir 17 yaşındaki öğrenci değildi; o, idealleri için kurşunlara göğüs geren bir destan, 18 Haziran 1977'de tarihe mühürlenen bir yemin oldu."