"Bazı hayatlar, vatanın en ince damarına yazılır; o damar, inançla çatlayana dek titrer."
KİMLİĞİ VE KÖKLERE ADANMIŞ YÜREK
Anadolu'nun o yiğit coğrafyasında, Bingöl'ün Genç ilçesine bağlı Çanakçı Köyü’nde filizlenmişti CEMİL TANIN. O, sadece bir isim değil, Türk Milliyetçiliği davasına gönül vermiş, ülkü denen kutsal sevdayı hayatının mihenk taşı yapmış bir vicdan eriydi.
Doğduğu toprakların her zerresine duyduğu sadakat, onu sıradan bir hayat sürmekten alıkoymuş; 17 Haziran 1978 günü gelip çatana kadar, duruşu ve inancı, o yörenin milli vicdanının gür sesi olmuştur.
ALIN TERİ VE ADANMIŞLIĞIN IŞIĞI
CEMİL TANIN'ın kahramanlığı, saraylarda ya da cephe önlerinde değil, hayatın en sade ve zorlu mecralarında parlamıştır. Mesleği işçilikti; Bingöl Belediyesinde elektrik işçisi olarak çalışıyordu.
Gündüzleri, Bingöl sokaklarının karanlıklarını aydınlatan telleri döşerken, gönlünde taşıdığı kutlu davanın ışığı ise hiç sönmezdi. O, emeğiyle geçinen, onuruyla yaşayan ve inandığı değerler uğruna alnının teriyle mücadele eden bir Anadolu fedaisiydi. O’nun için aydınlatılan her sokak, aynı zamanda geleceğin hürriyet yoluydu.
KADERİN DÜĞÜN YERİNDE ÇEKİLEN KILICI
O meşum gün, 17 Haziran 1978, Bingöl'ün Yenişehir semtinde bir akrabasının düğün sevincine ortak olmak için bulunuyordu. Mutluluğun ve birleşmenin kutlandığı o yerde, ülkülerinin ve davasının sınavı onu beklemekteydi.
Düğün alanına, milli değerlere düşman, bölücü ve devrimci komünist idealleri taşıyan bir şahısın gölgesi düştü. İki zıt dünya görüşü, aynı havayı solumaya katlanamazdı. Söz, kılıçtan keskin bir mermi gibi fırladı. Tartışma başladı.
Bu, sadece iki kişi arasındaki bir çekişme değildi; bu, toprağın huzurunu bölmek isteyenlerle, vatanın bütünlüğünü savunan bir Türk Milliyetçisinin, CEMİL TANIN’ın amansız duruşuydu. O, geri adım atmayı, inancını eğmeyi ya da susmayı reddetti.
KAHRAMANIN SON MÜCADELESİ VE ŞEHADET
Sözlü tartışma, kin ve nefretin fitiliyle hızla büyüdü. Devrimci şahsın yandaşları ile ülküdaşımızın yakınları olaya karıştı. Kalabalık, bir anda karanlık bir tehdit halini aldı.
Silahlar çekildiğinde, mesele artık bir tartışma olmaktan çıkmış, bir namus ve varlık mücadelesine dönüşmüştü. CEMİL TANIN, inancının gerektirdiği cesaretle, sayıca üstün olan düşmanın karşısında, davasını canı pahasına savunma kararlılığından vazgeçmedi.
O anda patlayan silahlar, sadece kurşunları değil, aynı zamanda bir ülkücü yüreğin fedakârlığını da serbest bıraktı. Ağır yaralanan CEMİL TANIN, ne yazık ki kaldırıldığı yerden geri dönemedi. 17 Haziran 1978 günü, Bingöl toprakları, bir elektrik işçisinin, bir ülkü neferinin, ölümsüzlük mührünü basarak şehit düştüğü ana tanıklık etti.
O, bir düğün yerinde çıkan kavgada değil; milletinin bekası için verdiği onurlu duruşun bedeli olarak şehit oldu. Adı, Bingöl’ün ve Türk Milliyetçiliğinin destanına, yüreğiyle mühürlenmiş bir kahramanlık nişanesi olarak kazındı.
"Bazı işçiler sadece telleri değil, aynı zamanda gelecek nesillerin hürriyet yollarını da canlarıyla döşerler."