"BAZI HAYATLAR SADECE YAŞANMAZ; ONLAR, BİR İDEAL UĞRUNA ADANMIŞ VE KANLA MÜHÜRLENMİŞ BİR YEMİNİN TA KENDİSİDİR."
KİMLİĞİ VE İDEALLERE DOĞUŞ
Anadolu’nun kadim ruhunu taşıyan Artvin’den köklenen, ancak gözlerini İzmir’in Buca İlçesi, Şirinyer semtinde dünyaya açan bir yiğitti o: Şehit Saffet Çelik. Daha 25 baharını yaşamış, evli bir genç adamdı. Hayatının en verimli çağında, öğrenciliğin ve ağır bir sorumluluğun yükünü omuzlarında taşıyordu. O, sadece bir birey değil, memleket sevdasıyla yanan bir Türk milliyetçisi, bir ülkücüydü. İlkokuldan liseye (Cengiz Topel, Şirinyer Ortaokulu, Gürçeşme Lisesi), azmiyle ördüğü eğitim yolculuğu, onu yalnızca bir öğrenci değil, inancının sarsılmaz bir neferi yapacaktı.
ATEŞ ÇEMBERİNDE BİR ADANMIŞLIK
Saffet Çelik, zekâsıyla ve azmiyle hak ettiği zirveye, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girmeye hak kazanmıştı. Ancak o karanlık yıllarda, vatan evlatları sadece dersliklerde değil, ideolojik cephelerde de sınanıyordu. Üniversite kapıları, komünist tehditler yüzünden ona adeta bir kale gibi kapanmıştı. Hain pusular ve baskılar nedeniyle hayallerindeki Tıp Fakültesi’ne adım atamayan Saffet Çelik, davasından asla dönmeyerek, zorunlu olarak İzmir Buca Eğitim Enstitüsü’nde eğitimine devam etmek zorunda kaldı.
O, sadece kitaplara sığınmadı; hayatın yükünü de kahramanca sırtladı. Gündüzleri, İzmir Tariş İplik Fabrikası’nda çalışarak geçimini sağladı. En ağır yük ise ideallerinin liderliğiydi. İzmir ÜGD (Ülkücü Gençlik Derneği) ikinci başkanlığı gibi hayati bir görevi üstlenmiş, inançları için cephede dimdik durmuştu. O, hem okuyan, hem çalışan, hem de bir idealin sancaktarlığını yapan, vatan için kendini adayan bir fedakârlık timsaliydi.
O KARANLIK GÜN: İHANETİN ROTASI
Takvimler, 14 Haziran 1980’i gösteriyordu. Memleketin üzerine kara bulutların çöktüğü, sokakların adeta bir savaş alanına döndüğü o tehlikeli dönemde, Saffet Çelik ve ülküdaşı Nurettin Temiz, Buca Ufuk Mahallesi’ndeki evlerinden ayrıldılar. Kaderin çizdiği son rotada, Çankaya semt otobüsüne bindiler.
Bu, sıradan bir yolculuk değildi. Onlar takip ediliyordu. Kahramanlarımızın cesareti, karanlık mihrakların gözüne batıyordu. Otobüs, kalkıştan sadece bir durak sonra durduğunda, pusunun ve ihanetin perdesi aralandı. İçeride, sinsice bekleyen komünist militanlar harekete geçti.
SON DURUŞ VE EBEDİ YEMİN
O an, tarihe geçecek bir yüzleşme anıydı. Otobüsün içinde, teröristler haince isimlerini seslendi. Bir kahraman, isminin çağrıldığı o anı asla reddetmez. Saffet Çelik ve Nurettin Temiz, tehlikenin tam ortasında, hiçbir tereddüt göstermeden ayağa kalktılar.
Bu, korkakça kaçmak yerine, inancın namusunu savunmak adına ölüme doğru atılan son adımdı. Ayağa kalktıkları o an, komünist militanların namluları ateşlendi. İsimlerini haykıranlar, kurşunlarını da haykırdı. Saffet Çelik, İzmir sokaklarında, bir otobüsün içinde, 25 yıllık adanmış ömrünü son bir direnişle tamamlayarak, ülküdaşı ile birlikte şehadet mertebesine ulaştı.
O, korkuyla diz çökmek yerine, davasının yüksekliğini kanıyla mühürledi. Saffet Çelik, sadece bir öğrenci olarak değil, milleti için canını tereddütsüz feda eden destansı bir kahraman olarak tarihin hafızasına kazındı.
"VE 25 YILLIK ÖMRÜ, SADECE BİR TARİHE DEĞİL, BİR MİLLETİN VİCDANINA MÜHÜRLENEN SARSILMAZ BİR YEMİNE DÖNÜŞTÜ."