"Bazı sevdalar sadece bir nişan yüzüğü ile değil, adanmış bir ruhun ödediği en ağır bedel ile mühürlenir."
BİR YÜREĞİN DOĞUŞU
O, sadece bir isim değildi; o, imanı bir meşale gibi taşıyan gençliğin ta kendisiydi. Elazığ topraklarında doğmuş, o coğrafyanın sarsılmaz ruhunu omuzlamıştı. Henüz Endüstri Meslek Lisesi sıralarında, geleceğin temellerini atarken dahi, sadece mesleğini değil, vatanına olan derin sorumluluğunu da öğreniyordu. O, hayatın baharında bir öğrenciydi; fakat adanmışlığıyla bir komutandan farksızdı.
GÖNÜLDEKİ SÖZ VE YOLCULUK
Genç yüreği Tunceli'nin zorlu coğrafyasında, Hozat ilçesinden seçtiği hayat arkadaşıyla mühürlenmişti. Nişanlısına duyduğu sevda, onun için sadece kişisel bir bağ değil, zor zamanlarda dahi kurulacak bir yuvanın, inşa edilecek bir geleceğin umut ışığıydı. İşte bu umuda doğru atılmış bir adımdı o yolculuk.
1980 yılının o karanlık yazına doğru, gönlünde taşıdığı sözü yerine getirmek üzere bir minibüse bindi. O, sadece nişanlısını görmeye gidiyordu; bilmeden, attığı her adım onu tarihin en acımasız imtihanına yaklaştırıyordu.
SON DURUŞ VE BÜYÜK İMTİHAN
Tarih 13 Haziran 1980’i gösterdiğinde, Tunceli-Hozat yolu, inancın bedelinin ödeneceği bir sahneye dönüştü. Yol kesildi. Kin ve nefreti bayrak edinmiş devrimci solcu-komünist bölücü militanlar, karanlık yüzlerini gösterdiler. Minibüs durduruldu ve o genç kahraman, davası uğruna seçilmiş bir kurban gibi arabadan indirildi.
O an, dünya sustu. İdeallerin çatıştığı o yol kenarında, sadece bir öğrenci değil, bir "Ülküdaşımız" vardı. O’nun duruşu, O’nun sarsılmaz asaleti, cellatlarının gözlerine okunan en büyük meydan okumaydı. Tarih, bu genç adamın son anlarında neler yaşandığını tam olarak kaydetmedi; ama O’nun geri adım atmadığı, boyun eğmediği ve teslimiyeti reddettiği bilinir. Bilinmeyen o son anlar, O’nun kahramanlığının büyüklüğünü kanıtlayan sessiz yemindir.
EBEDİYETİN MÜHRÜ: 13 HAZİRAN
Nefretin tetiği çekildiğinde, O’nun kanı sadece yolu değil, bir ülkenin vicdanını suladı. Yol kenarı, O’nun son nöbet yeri oldu. O, bedenini hürriyet ve inanç yoluna siper etti.
13 Haziran 1980’de, Tunceli-Hozat yolunda kurşunlanarak şehit edildi. Bir Endüstri Meslek Lisesi öğrencisinin hayatı, milletinin kalbine kazınmış ebedi bir destana dönüştü. O, geleceği için yola çıkmış bir nişanlı adayıydı; fakat şahadetiyle, adını davasına canını feda eden ölümsüzlerin arasına yazdırdı.
"O, nişanlısına doğru attığı son adımı, vatan toprağına doğru attığı ilk adım kılarak, 13 Haziran 1980’de ölümsüzlerin safına katıldı. Ve o yol kenarı, artık ebedi bir nöbet yeridir."