"O, alın terini vatana adayan, 20 yaşında bir fidanın, inandığı değerler uğruna son nefesini verdiği destandır."
GÖKÇEPINAR'DAN YÜKSELEN SES
Yıl 1979'du. Vatanın üzerine karabulutların çöktüğü, ülkü erlerinin en zorlu sınavdan geçtiği o çetin yıllarda, Samsun toprağı bir kahramanı yetiştirmişti: ŞABAN EĞİLİ. Samsun’un Gökçepınar Köyü’nden yükselen, tertemiz inançları omuzlayan bu yiğit, sırtında Türk Milliyetçiliği’nin kutsal yükünü taşıyordu. O, sadece bir köylü çocuğu değil, geleceğe adanmış bir Ülkücü Şehit namzetiydi.
ALIN TERİ VE VURULMAZ İDEALLER
Şaban Eğili, henüz hayatının baharında, yirmi yaşındaydı. Gençliğini, bedenen çalışmanın en zorlu meydanı olan inşaatlarda tüketiyordu. Çarşamba mahallesindeki ikametinde, bileğinin gücüyle kazandığı helal rızkıyla yaşıyor, alın terini hayatının onuru kılıyordu. O bir İşçiydi; ancak kalbi, kuru bir biyografi maddesinin ötesinde, davasına adanmışlık ateşiyle yanıyordu. Bedenini yoran inşaat çilesi, ruhunu besleyen Ülkücü idealin gölgesinde kalıyordu.
SOĞUK KURŞUNUN HEDEFİNDEKİ OCAK
Takvimler 13 Haziran 1979’u gösterdiğinde, Şaban Eğili, Samsun’daki o mübarek ocağın, Ülkücü Gençlik Derneği’nin (ÜGD) sıcak atmosferindeydi. Orada, ülküdaşlarıyla birlikte sadece zaman geçirmiyor, davanın ruhunu besleyen "sohbeti" dinliyor, yarınları inşa etmenin ilmini alıyordu.
Ancak karanlık, bu huzurlu meclise sızmak için fırsat kolluyordu. Devrimci solcu-komünist militanlar, silaha sarılarak, fikirle yenemedikleri ideali kanla boğmak niyetiyle ÜGD binasına alçakça bir baskın düzenlediler.
O sessiz meclis, bir anda kurşun sesleriyle yankılandı. Şaban Eğili, inancın kalesi bildiği ocağının içinde, namertçe sıkılan o kör kurşunların hedefi oldu. Baş eğmeyen duruşu, genç göğsüne ağır bir yara aldı.
YARIM KALAN YOLCULUK, EBEDİLEŞEN RUH
Vücudundan akan kan, ülkü yolunun mührüydü. Ülküdaşları, canından can olan yoldaşlarını kurtarmak için canhıraş bir mücadele başlattılar. Yaralı Şaban'ı hızla hastaneye ulaştırmak üzere yola çıktılar.
Fakat Samsun sokakları, 20 yaşındaki bu işçi kahramanın son yürüdüğü yerler olacaktı. Hayatını rızk ve ideal uğruna harcayan bu genç beden, hastanenin şifalı kapılarına ulaşmaya yetmedi. O, sedyede, ülküdaşlarının şefkatli kollarında, henüz 20 yaşında iken son nefesini verdi. Şaban Eğili, bu dünyadan fiziken ayrılırken; 13 Haziran 1979 günü, alın terini akıttığı vatanın topraklarına, kanıyla ebedi bir yemin bırakarak Şehadet mertebesine erişti.
"O, bedeni Samsun'da kalsa da, ruhu ülküye giden yolda destanını tamamlayan, yirmi yıllık bir adanmışlığın sarsılmaz nişanesidir."