"Bazı ömürler ders kitaplarında değil, milletin vicdanında mühürlenir. O, sadece bir öğretmen değil, bir duruşun son neferiydi."
KIRK YILLIK BİR ADANMIŞLIK: MUĞLA’DAN BUCA’YA YÜRÜYÜŞ
Muğla'nın Fethiye topraklarında yeşeren bir çınar, ömrünün 50. baharında, ideal ve adanmışlığın destanını yazıyordu. Şehit Emin Gülhan. O, gençlik ateşiyle yanıp sönen bir idealist değildi; o, hayatın olgunluğuna erişmiş, davasına gönül vermiş bir Ülkücüydü. Yıllar süren duruşu ve sarsılmaz inancıyla, Türk Milliyetçiliği davasını sadece bir inanç olarak değil, bir yaşam biçimi olarak benimsemişti.
ALPEREN YÜREĞİYLE EĞİTİM YUVASI
İzmir Buca Eğitim Enstitüsü’nün kutsal sıraları, onun ilimle irfanı buluşturduğu cephesiydi. Mesleği, sadece harfleri öğretmek değil, genç zihinlere millet aşkını nakşetmekti. Bir öğretmen olarak görev yaparken, aynı zamanda Ülkücü öğretmenlerin çatı kuruluşu olan ÜLKÜ-BİR’in onurlu bir üyesiydi. O günlerin fırtınalı ortamında, Şirinyer’deki sade yuvasından çıkıp, her sabah cübbesini giyerek karanlığa karşı ışık olma mücadelesi veriyordu. O, kürsüsü başındaki duruşuyla, cephede çarpışan bir neferin ruhunu taşıyordu.
EKMEK KOKAN SOKAKTA PUSU
Ve takvimler, fedakârlığın bedelinin en ağır şekilde ödendiği o uğursuz sabahı gösterdi: 18 Nisan 1980. Saatler 07:45’i gösterirken, en basit, en masum eylemi gerçekleştiriyordu: 459. Sokak'ta fırından ekmek alıp evine dönmek. Hayatın rutini içinde gelen bu ölümcül pusu, alçaklığın zirvesiydi. Arkadan yaklaştılar. İki hain gölge. DEV-YOL militanları tarafından kurşunlanarak ağır yaralandı.
Ancak bu saldırıyı tarihe kazıyan acı gerçek, ihanetin kalbine saplanan bir hançerdi: O kahpe kurşunları sıkanlar, ne yazık ki görev yaptığı okulun öğrencileriydi. Bir öğretmene, davası uğruna yetiştirmeye çalıştığı ellerden kurşun yağdırılması, 1980 öncesi dönemin yüzkarası ve kahramanlık destanının en dramatik sayfasıdır.
ŞEHADETE UZANAN SON NEFES
18 Nisan’da ağır yara alan bu 50 yıllık çınar, hemen yıkılmadı. Vücudu yaralıydı, ruhu ise çelikten. Kaldırıldığı Sosyal Sigortalar Hastanesi'nde, inancı ve iradesiyle tam 54 gün boyunca hayata tutunma mücadelesi verdi. İki aydan fazla süren bu çileli bekleyiş, onun kararlılığının ve fedakârlığının sessiz bir destanıydı. O, omuzlarına aldığı davanın ağırlığını, yatağında dahi taşıdı.
Ancak kaderin önüne geçilemezdi. Milletin vicdanına borcunu ödeme vakti gelmişti. 11 Haziran 1980 günü, verdiği onurlu mücadelenin ardından şehadet mertebesine yükseldi. Emin Gülhan, sadece bir kurşunla değil, sarsılmaz inancıyla tarih sayfasına geçti. Cenazesi, mücadele verdiği topraklar olan Buca'da, ülkücü yemine sadakatin ebedi bir nişanesi olarak toprağa verildi.
"Tarih, 50 yaşındaki bir ülkü devinin, inancından dönmediği için can verdiği o haziran gününü asla unutmayacaktır."