"Bazı insanlar sadece yaşar; bazıları ise, bir idealin kalkanı olmak için tarihe kanlarıyla imza atar."
KİMLİĞİ VE YÜREĞİNDEKİ YEMİN
O, sadece Artvin'in sert coğrafyasında doğmuş bir fert değil, bir inancın kalesiydi. Adı, İsmet Hicrioğlu. Kalbi, vatan aşkıyla tutuşmuş bir Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit. Onun kimliği, makamlardan veya dünyevi unvanlardan önce geliyordu; o, milletinin sarsılmaz duruşunun bir simgesiydi. Kendi doğduğu topraklar olan Artvin-Murgul ilçesinde, fırtınalı bir dönemin tam ortasında, fedakârlığı bir hayat tarzı olarak seçmişti.
MESLEĞİNİN ÖTESİNDEKİ ADANMIŞLIK
Biyografiler bazen kuru satırlardan ibarettir, tıpkı onun mesleğinin kayıtlara geçmeyişi gibi. Ancak bir kahraman için gerçek meslek, bayrağın düştüğü yerde onu tutmaktır. İsmet Hicrioğlu’nun hayatında; ne olursa olsun, hangi zorluğa göğüs gererse gersin, onun en büyük unvanı ve tek mesleği, ülküye olan sarsılmaz bağlılığıydı. O, titizlikle saklanan bir unvan yerine, vatanın bekçiliğini seçen adsız neferlerdendi.
KADERİN ÇAĞIRDIĞI TARİH: 11 HAZİRAN 1980
Tarih, 11 Haziran 1980’i gösterdiğinde, Artvin coğrafyası sadece yeşil dağlardan ibaret değildi; aynı zamanda ideolojik kinin ve karanlık planların da sahnesiydi. Her an pusunun, her an ihanetin kol gezdiği o puslu dönemde, İsmet Hicrioğlu, Artvin’in Murgul ilçesinden aldığı cesaretle adımlarını atıyordu. O, bir destan yazılacağının, ancak o destanın kanla mühürleneceğinin farkındaydı.
SON DİRENİŞ VE KARANLIĞA YÜRÜYÜŞ
Olay günü, detaylar suskundur; tıpkı kahramanların son nefesindeki sır gibi. Murgul’un ıssız Korucular köyü yakınlarında, pusu kuruldu. O, sayıca üstün, kinle bilenmiş bir tehdidin, komünist militanların hedefindeydi. Bu karşılaşmanın anları, bir film şeridi gibi değil, bir anda parlayan bir meşale gibiydi.
İsmet Hicrioğlu'nun son adımları, bir geri çekilme değil, bir duruştu. Kurşunların sesi yükseldiğinde, o, sadece kendi canını değil, temsil ettiği bütün değerleri koruyordu. O anın dehşeti ve cesareti, kayıtlarca tutulamasa da, onun tek başına, karanlığın üzerine kararlılıkla yürüme eylemi, kahramanlığın en yüce ifadesidir. O, vatan topraklarını korumak adına atılan o son adımda, kurşunlanarak şehit düştü. Artvin dağları, artık onun sessiz yeminini taşıyordu.
EĞİLMEZ BAŞIN SON UĞURLANIŞI
Bedeni düştüğü yerden alındı; ancak ruhu sonsuzluğa yükseldi. Kahramanlık, ancak doğduğun topraklara geri döndüğünde tamamlanır. İsmet Hicrioğlu’nun cenazesi, uğruna savaştığı, ait olduğu o Murgul topraklarında, bir destan sesiyle toprağa verildi. O artık sadece bir isim değil, Murgul’un dağlarında yankılanan, gençlere miras bırakılmış bir onur abidesiydi.
"Ruhları göğe yükselenler için ölüm bir son değil, sonsuz bir yemin ve adanmışlığın mühürlenmesidir."