"Bazı hayatlar kısa sürer, ama ardında bıraktığı iz, koca bir millete kılavuzluk eden ebedi bir meşaleye dönüşür."
ERZURUM’DAN BAŞLAYAN YEMİN
Büyük bir davanın ateşiyle yanan kalbi, Erzurum'un İspir ilçesinde atmaya başlamıştı. O, sadece bir birey değil, damarlarında Türk Milliyetçiliği ruhunu taşıyan, adanmış bir Ülkücüydü: Şehit Ahmet Karayılan. Gençliğin en parlak çağında, henüz 24 yaşında, kaderin kendisine biçtiği fedakârlık yolculuğuna çıkmaya hazırdı.
BİR ÖĞRETMENİN ATEŞTEN GÖREVİ
Mesleği, onun inancının fiiliyata dökülmüş haliydi: Öğretmenlik. Ahmet Karayılan, geleceğe ışık taşımayı, cehaletle savaşmayı seçmişti. 1975 yılında Fatsa'ya tayin edildiğinde, zorlu coğrafyalarda görev yapmanın bedelini biliyordu. Ancak davasına olan sadakati, hiçbir zorluğun gölgesinde kalmadı. Fatsa'daki hizmetinin ardından, Ordu'nun Korgan ilçesinde Ortaokul Müdürü olarak göreve başladı. Bu sadece bir terfi değil, aynı zamanda ülkü uğruna cepheye çıkmak demekti. O, makam sahibi değil, sorumluluk sahibi bir neferdi.
DİRENİŞİN VE MASUMİYETİN SON ADIMI
Tarih 10 Haziran 1976'yı gösterirken, Korgan’ın sessiz sokakları, hain bir pusunun gölgesine bürünmüştü. Ahmet Karayılan, yüreği imanla dolu olarak, camiden çıkıp evine dönerken, en alçakça saldırıya maruz kaldı. Komünist bir hainin silahından çıkan kurşun, bir yiğidi sırtından vurdu. Namuslu bir adama atılabilecek en kalleşçe darbeydi bu; inanç merkezinden ayrılırken, onuruna saldırılmıştı.
SON NEFESTE TUTULAN ÜLKÜ
Ağır yaralı Ülküdaşımız, önce Fatsa Devlet Hastanesi'ne ulaştırıldı. Ancak vatanın bu genç, gür sesi susmak üzereydi ve hayat mücadelesi çetin bir yolculuğa dönüştü. Kurtarılması için son bir ümitle Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Türkiye'nin dört bir yanından yükselen dualara ve doktorların ikinci kritik müdahalesine rağmen, Ahmet Karayılan'ın yara aldığı yerden fışkıran kan, toprağa can suyuydu. O büyük mücadeleyi daha fazla sürdüremedi.
10 Haziran 1976 günü, 24 yaşındaki bu genç öğretmen, vatanın kara defterine bir kahramanlık destanı olarak yazıldı ve şehadete yürüdü.
EBEDİYETE HAZİN VEDA
Şehidin naaşı, 12 Haziran 1976 günü, Ankara'da büyük bir coşku ve acıyla karşılandı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden alınan cenazesi, Hacıbayram Camii'ne taşındı. Omuzlara alınan bu aziz emaneti uğurlamak için, kalabalık bir cemaat toplandı. Öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazı, davanın büyüklüğünü ve verilen kurbanın ağırlığını tüm ülkeye haykırıyordu.
Hazin bir törenle, Ahmet Karayılan, Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda, ebedi istirahatgâhına tevdi edildi. O, genç bir fidan iken devrildi; ancak onun adı, Türk milletinin hafızasında, fedakârlığın ve cesaretin yıkılmaz bir nişanı olarak sonsuza dek yaşayacaktır.
"Ahmet Karayılan, 24 yıllık ömrünü bir mum gibi yaktı ki, milletin geleceği karanlıkta kalmasın."