"Vatan sevdası, bazı ruhları genç yaşta mühürler. Onların kısacık ömrü, bir milletin ebedi destanına yazılmıştır."
KARAMAN'IN ASİL FİDANI: ZİYA DURU'NUN YEMİNİ
Tarih 09 Haziran 1978'i gösterdiğinde, Karaman semaları henüz 16 yaşındaki bir kahramanın fedakârlığına şahit olacağını bilmiyordu. O, sadece bir öğrenci değildi; Karaman'ın Başharman Köyü'nden fışkırmış, bağrında Türk Milliyetçiliği imanını taşıyan Ülkücü bir gençti. Hayatının baharında, Karaman Ticaret Lisesi'nin ikinci sınıfında okurken, kalbi okuduğu derslerden çok daha büyük bir davanın ateşiyle yanıyordu. Ziya Duru, gençliğin tüm enerjisiyle ülkesinin geleceğine adanmış, henüz sakalı bile terlememiş bir yiğitti.
BİLİNÇ VE CESARET OKULU
Ticaret Lisesi, onun için sadece bir eğitim yuvası değil, aynı zamanda ruhunu çelikleştirdiği bir mücadele alanıydı. Henüz çocukluktan yeni çıkmış olmasına rağmen, etrafını saran tehditlerin ve ideolojik ayrılıkların farkındaydı. O, ülküdaşlarıyla omuz omuza durarak, yalnızca kitapları değil, aynı zamanda yüksek ahlakı ve millî duruşu savunuyordu. Ziya Duru, 16 yaşında taşıdığı kimliğiyle, yarınlara uzanan büyük bir umudun en ön saflarındaki adanmış bir neferiydi.
O KARANLIK ÖĞLEN VAKTİ
Takvimler o hazin Cuma gününü, 09 Haziran 1978'i işaret ediyordu. Öğlen vakti, dersler bitmişti. Ziya, inanç ve yol birliği yaptığı ülküdaşlarıyla birlikte okuldan çıktı. Karaman'ın o sakin gününde, adımları Atatürk Parkı'na doğru ilerliyordu. Ne var ki, bilmedikleri bir şey vardı: O park, masum bir dinlenme mekânı değil, vicdan ile zulmün karşı karşıya geleceği kaderin tayin noktasıydı.
İDEALLERİN ÇATIŞMASI VE ATEŞ ÇEMBERİ
Atatürk Parkı'na vardıklarında, orayı karartmaya çalışan, vicdanı ideolojilerine kurban etmiş bir grup devrimci solcu-komünist ile karşılaştılar. Sözler kısa sürede gerginliğe, gerginlik ise bir meydan okumaya dönüştü. O an, Ziya ve ülküdaşları sadece kendilerini değil, savundukları her değeri temsil ediyordu. Tartışma, kısa sürede şiddete evrildi; havada taşlar uçuştu, sopalar kalktı. Ziya Duru, imanının gücüyle ve cesaretiyle, her türlü tehdide karşı dimdik ayakta durdu. O, inandığı değerler için yumruklarını sıkmış, korkuya meydan okumuştu.
16 YAŞINDAKİ DEVİN SON NEFESİ
İdeolojisini kaba kuvvete dayandıran ve yumruklarına güvenmekten aciz olan devrimci solcu-komünist gruptan biri, son ve en alçakça hamleyi yaptı. Ellerindeki taş ve sopaların yetersiz kaldığını anlayan hain, silahına davrandı. O karanlık ve kalleş kurşun, 16 yaşındaki Ziya Duru'nun yiğit göğsünü hedef aldı. Gözünü kırpmadan ülkesi için duran bu genç kahraman, aldığı yara ile ağırlaştı. Vurulmak, onun duruşunu eğmedi; aksine, onu sonsuzluğa yükseltti. Ziya Duru, Karaman'ın orta yerinde, inandığı yol uğruna şehadet şerbetini içerek, adını tarihin destan sayfalarına yazdırdı.
EBEDİYET YUVASI
O kısacık ömrün son durağı, Karaman şehir mezarlığı oldu. Ziya Duru, bedenen toprağa karışırken, ruhu ve fedakârlığı bir bayrak gibi göklere yükseldi. O, genç yaşında davasına canını adayan Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit olarak ebediyete uğurlandı.
"Tarih, 16 yaşındaki bir fidanın vatan toprağına düşerken attığı çığlığı unutmaz. Ziya Duru, bir şehidin adıdır; bir duruşun ebedi yemini."