"Bölünmeye karşı duran her yürek, vatanın en sağlam kalesidir."
KÖKLERDEN DOĞAN IŞIK
Yıl 1956’ydı. Elazığ’ın kadim toprakları, Zaza Mahallesi’nde, gelecekte adını fedakârlıkla anıtlaştıracak bir kahraman, Yavuz Pilot, dünyaya gözlerini açtı. Ailesinin köklü terbiyesiyle yoğrulmuş, maddi imkânların ötesinde, manevi zenginliklerle büyütülen bu genç, Palu’nun asil duruşunu ruhunda taşıyordu.
Yavuz Pilot, sadece ailesinin değil, milletinin örf ve adetlerine sıkı sıkıya bağlıydı. Onun vatan sevgisi, kuru bir slogandan ibaret değil; hayatının her zerresine işlemiş, çelikten bir duruştu. Henüz ortaokul sıralarındayken, bilincinin tüm açıklığıyla, içinde bulunduğu coğrafyanın kaderini anladı ve Ülkücü Hareket'in saflarında, hak ve hakikat mücadelesine yürüdü.
İDEALLERİN SAVUNMASI
Onun kararlılığı, kısa sürede karanlık mihrakların dikkatini çekti. Komünist ideolojinin yayıcıları, Yavuz’a yaklaşıyor, onu ailesinin Kürt kimliği üzerinden bölmeye çalışıyorlardı. Zehirli fısıltılarla, "Ülkücülerin Kürtlerin baş düşmanı" olduğu yalanını yayarak, onu kendi safına çekmeyi denediler.
Fakat Yavuz Pilot, emperyalistlerin kanla beslenen bu ayrımcılık tuzağını keskin bir zekâ ve sarsılmaz bir inançla parçaladı. Onlara cevabı netti: “Biz Türklerin bir kolu, bu toprakların ayrılmaz parçasıyız. Bunu ileri sürenler, ancak yabancı güçler tarafından kandırılmışlardır.” O, bölücülüğe karşı birliğin sesi oldu; daima inandığı değerleri, tehlikeye rağmen onlara anlatmaya ve doğru yolu göstermeye çalışıyordu.
Elazığ Ticaret Lisesi’ne kaydolduğunda dahi, mücadelesi bir an bile durulmadı. Onun bu sarsılmaz duruşu ve bilgiyle donanmış cesareti, komünist vatan hainleri için artık görmezden gelinemeyecek, tehlikeli bir ışık hâline gelmişti. Gölge, peşine düşmüştü.
ŞEHADETE GİDEN SON YOL
Genç bir öğrenci olmasına rağmen, sırtında taşıdığı davanın ağırlığı, omuzlarındaki yükten çok daha ağırdı. Hainler onu adım adım izliyor, her anını kolluyorlardı. Yavuz Pilot, bu takibin farkındaydı, ancak korku, onun adımlarını asla yavaşlatmadı. Geri dönmek, onun lugatında yer almıyordu.
09 Haziran 1978 gecesiydi. Yavuz Pilot, Elazığ’ın Kemalpaşa Mahallesi’ndeki evine dönüyordu. Günün yorgunluğunu ve mücadelenin ağırlığını taşıyan adımlarla, yuvasının kapısına ulaştı. O an, bir kahramanın en mahrem sığınağına ulaştığı o son an, karanlık pusu harekete geçti.
EBEDİ MÜHÜR: YAYLIM ATEŞİ
Evinin eşiği, onun son kalesi oldu. Daha kapısını açmaya fırsat bulamadan, komünist militanlar tarafından alçakça kurulan pusudan, vahşi bir ‘yaylım ateşi’ patladı. Namlular, idealizme, kararlılığa ve vatan sevgisine sıkılmıştı. Genç bedeni, sığındığı kapının önünde kanlar içinde kaldı.
Yavuz Pilot, 09 Haziran 1978 tarihinde, Elazığ’ın kalbinde, henüz 22 yaşında iken, bölücü ideolojilere karşı verdiği onurlu mücadelenin şehidi olarak tarihe geçti. O, karanlığın ortasında, inancını canıyla mühürlemiş, davasından dönmemenin destanını yazmıştır.
"O, bedeni düştüğünde bile, bıraktığı yegâne miras, 'Vatanı bölen değil, birleştiren ruh' oldu."