"Bazı hayatlar kısa sürer; ancak taşıdıkları idealin ağırlığı, yüzyıllara bedeldir."
KİMLİĞİ VE İDEALİST RUH
O, henüz hayatının baharında, 18 yaşının tüm saflığı ve sarsılmaz inancıyla, Türk Milliyetçiliği davasına adanmış bir ülkü eriydi. Adı: İSMAİL MEKİK. Genç bir fidan olarak büyüdüğü topraklar, Antalya’nın kadim durağı Korkuteli’ne bağlı Yelten Köyü idi; ancak ruhu, tüm milletin geleceğine sevdalıydı. Tarihler, onun adını yiğitlik defterine kanla yazdığında, takvimler 09 HAZİRAN 1978’i gösteriyordu. O sadece bir öğrenci değil, karanlık çağlara meydan okuyan bir meşaleydi.
ANTALYA'DA YANAN OCAK
İsmail Mekik, ilim yolunda yürüyen, gönlü vatan sevgisiyle dolu bir gençti. İmam Hatip Lisesi’nin son sınıfında okuyordu; geleceği şekillendirmeye hazırlanıyordu. Antalya’nın Soğuksu mahallesinde, bir yiğidin tek başına kurduğu o mütevazı öğrenci evi, onun yüksek ideallerine hizmet eden küçük bir kale gibiydi. O, sade yaşamı ve derin inancıyla, çalkantılı yılların ortasında bir duruş sergiliyordu. Henüz 18'inde olmasına rağmen, sırtında taşıdığı mesuliyet, bir dağın ağırlığındaydı.
KADERİN KESTİĞİ YOL
Akşamın gölgeleri şehri sararken, İsmail Mekik, her günkü gibi evine doğru ilerliyordu. Ancak o gün, sokaklar adaletten yoksun bir pusuya dönüşmüştü. Karanlık ideolojilerin kinle bilenmiş temsilcileri, yalnız bir ideale gönül vermiş genci hedef aldı. İkamet ettiği mahallede bilinen solcu bir taksici, yanındaki devrimci solcu-komünist gruptan oluşan güruhla birlikte, İsmail’in yolunu kesti.
Kuru bir iftirayı, kalleşçe bir kışkırtmayı bahane ettiler: “Senin arkadaşların… Sen de bu işin içindesin!” Bu, adil bir tartışma çağrısı değil, inancın karşısında duran korkaklığın bir hamlesiydi. Tek başına olan bir kahramanın üzerine, sayıca üstün bir güruhla saldırdılar.
SON NEFES, SON DİRENİŞ
İsmail Mekik, düşman sürüsünün karşısında sarsılmaz bir kararlılıkla, dimdik durdu. O an, sözler bitmiş, zulüm başlamıştı. Kahramanlığını kalbinde taşıyan bu genç ülküdaşımız, vahşi saldırıya hedef oldu. Ve o an, Türkiye’nin geleceğini hedef alan hançer, fiziken genç ülküdaşımızın tam kalbini nişan aldı.
İsmail Mekik, inandığı değerler uğruna, kalbine saplanan bıçak darbesiyle düştü. O, sadece bir öğrenci olarak ölmedi; 18 yaşında, davası için can veren bir ŞEHİT olarak, fedakârlığın en yüksek mertebesine yükseldi. Onun kanı, inancın ebedi mührü oldu.
SONSUZLUĞA YOLCULUK
Bir bayrak gibi düşen bu yiğidin naaşı, ebediyet yolculuğuna çıktı. Şehidimizin aziz cenazesi, vedaların en ağırı ve hüzünlüsüyle, doğduğu topraklara, Antalya-Korkuteli’nin Yeltenler Köyü’nde, vatanın kara toprağına, ebedi istirahatgâhına tevdi edildi. Ruhu şad, davası baki kaldı.
"18'inde vurulan bir kalp, bir milletin vicdanında sonsuza dek atmaya devam eder ve o yara, bize ödenen bedeli daima hatırlatır."