"Bazı ömürler kısa sürer, ama taşıdıkları idealin ağırlığı çağları aşar. O, yirmi yaşındaki bir yiğitti; yüreği vatandan başka hiçbir şeye sığmayan bir işçi."
YÜREĞİ ANADOLU’NUN ATEŞİYLE YANAN KAHRAMAN
TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MAHİR TURHAL, fırtınalı bir dönemin tam ortasında, 1960’lı yılların sessizliğinde, Kayseri’nin Develi ilçesi, Tombak Köyü’nde doğdu. Adı, henüz yirmi yaşındayken, davasına olan adanmışlığın sembolü olacaktı. Anadolu’nun bereketli toprağının sadeliğini ve yiğitliğini ruhunda taşıyan Mahir, en zorlu mücadelelerin verildiği büyük şehir İstanbul’a, ekmeğini kazanmak ve davasını yaşatmak üzere geldi.
ÇELİK TEZGÂHINDA YAZILAN DESTAN
Henüz hayatının baharında, yirmi yaşındaydı. İstanbul’un Çağlayan semtinde, Pamuk Sokak'ta bulunan bir tornacı atölyesinde, bileğinin gücüyle alın terini toprağa katıyordu. Mesleği işçiydi; ancak o, sadece çarkları döndüren bir beden değil, aynı zamanda ülkesinin geleceği için çelikten bir irade taşıyan bir dava adamıydı. Gurbetin zorlu şartları altında, milliyetçi ülkülerini kalbinde bir sancak gibi dalgalandırarak, 1980’e doğru hızla ilerleyen karanlık günlerde davasından zerre taviz vermedi.
YIL 1980: KARARLILIĞIN SINAVI
Türkiye Cumhuriyeti’nin vicdanının en ağır sınavdan geçtiği 1980 yılının 05 Haziran günü, Mahir Turhal için tarihin akışını değiştiren o anın miladı oldu. Ülküleri uğruna bedel ödemeye hazır bu genç yiğit, her gün çalıştığı Çağlayan’da, tehlikenin gölgesi altında duruşunu korudu. Bilinçli bir şekilde, o dönemin ideolojik kavgasına girmeyi, yirmi yıllık ömrünü hakikate adamayı seçmişti.
SON NEFES VE ÖLÜMSÜZLÜĞE YÜRÜYÜŞ
Saatler 16.45’i gösterdiğinde, karanlık ideolojinin maşaları harekete geçti. Hiçbir uyarı, hiçbir tehdit onu sindirememişti. İki komünist militan, pusu kurarak, savunmasız bir anında Mahir Turhal’a alçakça bir silahlı saldırıda bulundu. 20 yaşındaki bir işçinin yüreğindeki iman, mermilerin soğukluğunu karşıladı. Geri adım atmadan, korku nedir bilmeden, inancının gereğini sonuna kadar yerine getirdi.
Bu hunhar saldırı sonucu, İstanbul’un bir sokağında, çalıştığı atölyenin hemen yakınında, davasına olan bağlılığını kanıyla mühürleyerek olay yerinde şehit düştü. Genç ömrü son bulmuştu, ancak MAHİR TURHAL, fedakârlığın ve adanmışlığın unutulmaz bir sembolü olarak ülkücü hareketin şanlı tarihine ismini altın harflerle yazdırdı.
"Son nefesi bir sokak köşesinde değil, bir milletin vicdanında yankılanan o destansı yirmi yaş, işte budur MAHİR TURHAL’ın yadigârı."