"Vatanın kalbine saplanan her hançer, o uğurda duran bir yiğidin göğsüne de saplanır. Mehmet Dursun Yöntem, o hançere set çekendi."
ÇELİKLEŞMİŞ İRADENİN KİMLİĞİ
O, sadece bir isim değildi; bir davanın ve sarsılmaz bir inancın timsaliydi. Mehmet Dursun Yöntem, Tokat'ın Turhal ilçesinden filizlenmiş, genç yaşta gönlünü Türk Milliyetçiliği davasına adamış bir ülkü eriydi. Adanmışlığının bir nişanesi olarak, Emniyet teşkilatı içindeki milli duruşun kalesi olan POL-BİR’in kurucuları arasında yer aldı. Bu duruş, 1980 yılının çalkantılı ve kutuplaşmış ikliminde ona ağır bir bedel ödetecekti.
SÜRGÜNDEKİ ONUR VE DÖRT YILLIK HİZMET
1980 yılına gelindiğinde, henüz 28 yaşındaydı. Dört yıllık taze bir polis memuru olarak, sadece ailesinin değil, milletinin de bekçisi olma yemini etmişti. Evliydi ve geride üç küçük can bıraktı. Ancak o dönemin iktidarı, CHP hükümeti, Yöntem’in "suçu" olarak gördüğü Türk Milliyetçisi kimliğini asla affetmedi. Bu adanmışlık, Gaziantep’e sürgün edilmesine neden oldu. O, bu haksız sürgünü bir ceza değil, inancının gücünü sınayan bir onur nişanesi olarak taşıdı. Görev yerinde, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nün 1. Şube Soruşturma Büro Amirliği’nde, tehditler altında dahi devletine hizmet etmekten bir an olsun geri durmadı. O, makamı değil, görevi kutsadı.
O KARANLIK GÜNEŞ: 03 HAZİRAN 1980
Takvimler 03 Haziran 1980 Salı gününü gösteriyordu. Ülkenin üzerine çöken dehşet, en masum anlarda dahi pusu kuruyordu. Mehmet Dursun Yöntem, Gaziantep’in Yavuzlar Semti, Kılıçoğlu Mahallesi’nde, evinin hemen yakınında, bir otobüs durağında bekliyordu. Belki zihninde geride bıraktığı çocuklarının hayali vardı, belki de devleti için yapacağı bir sonraki görevin planı. Saatler 15.30’u gösterdiğinde, kahramanlık destanının son perdesi açıldı.
HAİN PUSU VE EBEDİ ŞEHADET
İdeoloji düşmanları, yüz yüze gelme cesareti gösteremedikleri bu genç kahramanı, en savunmasız anında, kalleşçe hedef aldı. Otobüs durağındaki o sıradan anda, iki komünist militan tarafından pusuya düşürülerek, alçakça kurşunlandı.
Mehmet Dursun Yöntem, inancı uğruna sürgüne gönderildiği topraklarda, 28 yıllık ömrünün baharında, ailesinin yanında olma ihtimalinin dahi elinden alındığı bu kentte şehadete yürüdü. O, sadece görevi başında değil, duruşu uğruna can veren bir yiğitti.
Kutsal emaneti, doğduğu topraklara, Tokat-Turhal’a, Kale Mezarlığı’na taşındı. Ama onun ruhu, 1980’lerin o kanlı günlerinde dahi eğilmeyen başların, ödün vermeyenlerin ve canı pahasına ülkülerini savunanların mührü olarak tarihe kazındı.
"Şehitler ölmez, onlar sadece bedellerini ödedikleri kutlu bir nöbete devir teslim ederler. Mehmet Dursun Yöntem’in vedası, bu nöbetin ebedi yeminidir."