"Vatanın yirmi beş bahar görmüş bir yiğidinin ömrü, milletinin mukaddes davasına adanmış, en son nefesinde bile dimdik duruşun destanını yazmıştır."
DOĞDUĞU TOPRAĞIN EMANETİ: KİMLİK VE VİCDAN
Adana'nın Kozan ilçesine bağlı, Karacaören Köyü’nün kadim topraklarında filizlenen bir fidandı o. Adı Müslim Demiröz’dü. Henüz hayatının baharındaydı; ömrü yalnızca yirmi beş yıla sığmıştı. Bir işçi olarak, emeğiyle ve alın teriyle onurlu bir hayat sürmekte, yurdunun geleceği için MİSK çatısı altında mücadele etmekteydi. O, yalnızca bir emekçi değildi; o, idealini kalbinde taşıyan, inancını duruşuyla belli eden bir Türk Milliyetçisi Ülkücüydü. Genç yaşının coşkusunu, davasının ağırlığıyla harmanlamış, ömrünü büyük bir adanmışlığa dönüştürmüştü.
EMEK VE MÜCADELE ATEŞİ
1980’li yıllara doğru hızla ilerleyen Türkiye’nin en çetin, en fırtınalı döneminde, Müslim Demiröz, mesleğinin ağırlığını sırtlanırken, milletinin geleceğine yönelen tehditlere karşı da bir siper oluşturuyordu. O, karanlık ideolojilerin, emeği ve vatanı bölmeye çalıştığı bir zamanda, işçi sınıfının içinde bayrağı düşürmeyen bir neferdi. Onun yaşamı, sadece çalışmakla değil, aynı zamanda ülkü uğruna bedel ödemeye hazır olmakla tanımlanıyordu.
O KARANLIK GÜN: ADANA’DA SON MİHVER
Takvimler 31 Mayıs 1980’i gösterdiğinde, Adana’nın Seyhan ilçesi, İstiklal Mahallesi’nde, Esendam Düğün Salonu’nda olağan bir toplanma mevcuttu. Bu salon, hayatın ve umudun simgesi olmalıydı. Ancak o gün, zalimliğin ve hainliğin gölgesi, huzurun üzerine çökmek için hazırlanıyordu.
Müslim Demiröz, orada, yoldaşları ve dostlarıyla bir aradayken; barışa, adalete ve millî ruha düşman olanlar, kanlı bir eylem için pusu kurmuştu.
ZULME KARŞI DİK DURUŞ
Ansızın, Esendam Düğün Salonu’na komünist militanlar tarafından alçakça bir baskın düzenlendi. Bu, silahsız ve sivil insanlara karşı gerçekleştirilen, barbarca bir saldırıydı. Hayatının baharındaki Müslim Demiröz, bu terör dalgasının ortasında kaldı. O karmaşada, o dehşet anında dahi, kaçmayı ya da geri çekilmeyi seçmediği, duruşundan taviz vermediği kesindi.
Onun şehadeti, kuru bir ölüm değil, ruhunu teslim etmediği, inandığı değerler uğruna feda ettiği son bir haykırıştır. Baskıncıların zulmü, 25 yaşındaki bu yiğit ülkücünün hayatına mal oldu; ancak ruhundaki ateşi söndüremedi. O, orada, karanlığın ortasında, davasının ölümsüz bir timsali olarak düştü.
EBEDİ UYKU VE VEDA
Müslim Demiröz, şehadet mertebesine ulaştıktan sonra, doğduğu toprağa, Karacaören köyüne geri döndü. Omuzlarda taşınan naaşı, hayatının başladığı o mübarek köyün sinesine, sonsuzluğa uzanan bir uyku için tevdi edildi. Artık o, Adana topraklarının yalnızca bir evladı değil, toprağına can veren, gençliğini milleti için harcayan ölümsüz bir kahramandı. Onun adı, dürüstlüğü ve cesaretiyle 1980 yılının en karanlık günlerine bir yıldız gibi kazındı.
"Gençliğinin bedelini ödemekten çekinmedi. Müslim Demiröz, 31 Mayıs 1980’de şehit oldu; lakin o günden sonra, adı her anıldığında, cesaret bir daha doğdu."